15 Ocak 2016 Cuma

Bölüm 1

Bir labirent …

Gidildikçe yazısız, sözsüz taşlardan ibaret. Kuşlar neden yok gökyüzünde? İlerlememeye yemin etmişler diye duydum. Kulağımda  Flunk-Blue Monday, sabahın ilk ışıklarında sahilde nefesimi kontrol etmeye çalışırcasına yürüyorum… Merakım adımlarımı geçiyor, hissediyorum. Derdim ve dermanım ikisi de gökyüzünde… Biliyorum ya yine de bu tür çaresizliği alelade görüyorum.

Ontolojinin ; felsefesini, sosyolojisini, kültür durumunu düşünerek yürüyorum. Ontoloji çok derin, kendine dürüst olan insanlar derinliği daha iyi kavrarlar. Bundandır kavrayamadan dalışım ve orada boğuluşum…

Rastlantısal  bir durum. Sahil kenarında,  bir yaşlı çift konuşmaya oldukça müsait. Birde Sibirya kurdu yanlarında…

Bankta oturuyorlar denizi seyrediyorlar saat 9.00. Yavaşça yaklaştım yanlarına. İnce çizgiler ve yaşam çöküntüsü imza misali suratlarında. Konuşmaya cesaret edemedim. Onlarla konuşup bir şeylerin sebebini sormak küstahça geldi.

Böylesi durumlarda insan olmak yetmezdi. Yaşının ilerlemesi de yetmezdi. Böylesi durumlarda imzaların hakkını vermek gerekirdi. Merakıma yenik düştüm yine de sordum.
“Neden bu kadar boş gökyüzü?”

İkisi birden bana baktı. Köpek huysuzlandı. “hişşş” diyerek köpeğe zararsız olduğumu bildirdiler.

İkisi birden ayağa kalktı. Bana baktı sonra aynı anda tekrar oturdular. Yüzleri denize dönüktü…

Bekledim… Cevap vermeyeceklerdi herhalde.

Az ilerdeki banka oturdum. Dizlerimi karnıma kadar çekip denize daldım. Bu manzarayı ne zaman görsem sigara yakardım. Yine öyle yaptım…

Yanıma yaklaştı bir çocuk. “ Abla bir tane mendil alır mısın?”

Çıkardım cebimdeki bütün bozuklukları bir tane mendil aldım. Çocuk sevinçle simitçiye koştu. İki simit birden almanın heyecanında simitleri yiyordu, neredeyse çiğnemiyordu.

O an bir gölge belirdi önümde…

Bağırarak “Gökyüzünün neden boş olduğunu merak eden sen misin?” dedi.

“E… evet” diyebildim korkmuştum.

Adam söze başladı; “Kaç yaşındasın? Dur söyleme tahmin edeceğim. 25 mi? Düşüncelerin ne?  Sosyalistsin. Dinin ne? Ateistsin. Erkek arkadaşın var mı? Var.” Ve hakkımda daha bir sürü soru ve cevap.

Adam bana cevap hakkı vermeden anlattı beni bana. Alakasız bana. Sonra da bağırarak söylenerek, ilerledi.

“İşte bu yüzden. İşte senin gibi insanlar yüzünden şuanda gökyüzü boş. Lanet olsun! Defolun bu ülkeden. Ne İslam’ı öğretiyorlar, ne edebi ne hayayı. Namussuz kız çocukları, bir koca nesil yetiştiriyorlar. Gökyüzünün boşluğu sizin yüzünüzden! Sizin yüzünüzdennnnn!” diye bağırarak ilerledi.

Ağzımı açacaktım, konuşacaktım, gözlerim yuvalarından çıkacak gibiydi. Skleram kızarmış göz kapaklarım ağırlaşmıştı. Sol tarafımı döndüğümde yaşlı teyze ve amca bana tebessüm edip tekrar denize döndüler yüzlerini.


Sanki bana cevabı aldın mı dercesine….

Sonra bir kuş geldi, sürüsüz yalnız tek başına…


13 Ocak 2016 Çarşamba

Aggression

Dalga geçiyor müsvedde insanlar,
Bu türün sadece kağıdına hürmetim var.
Kahrolsun vasiyeti nasihatsız murisler!
Varlıkları karınca kadar.
Zanları bilgilerinden büyük,
Zavallılar hicvime rastladılar.
Kalemimin ağırlığı dilim kadar.
Hafife alanlar bilmiyorlar iğne misali batar!
Nihayet…
Kuytu köşelerde duyguya radar…
Sevdanın ömrü işte bu kadar…

3-5 tane konuşan varlık toplamı olmayan.
Kendince "şut" ve "golü" eğlence sayan,
“it” desem hakaret olur vajinismus bayan,
Tavuk daha faydalı ondan yumurtlayan.
Kopasıca dili durmaz dalgalanır,
Tavuk misali boktan medet umar, ondan faydalanır.
Sessiz ya bizim kız!
Geviş getirenlerle daha iyi anlaşır!
Yürek yemişçesine ironiye bağlanır.
İki seven bir sevmez masumca kahırlanır!
Kükrer hiddetinden haline ağlanır,
Kezzap içse olmayan yüreği pahalanır,
Savunduğu görüşler derinliksiz ve seyirde?
Freud'un felsefesi az gelir de,
Kapitalist seks zevkini felsefe sanır.
Satış konusunda umman bilgi varlığı,
Pazarlamacılara taş çıkarır!
Yolu net değil bedeni tek varlığı,
Konuşması da bayağı net, tehlikede sağlığı!
Saklıyormuş kendini evleneceği denyoya,
Uzay'dandır misafir oğlan güvenilmez her toya.

Dalga geçmek olmuş hayat felsefesi,
Ciddiyetsiz bir sürü halinde insan silsilesi,
Baksan yok etrafında candan kimsesi,
Bir beyin ameliyatı, yorulan psikoloji ve insan kümesi...

Git gelme buralara benim horozum yok.
Yaşadığım yer çöplük mü bir etrafına sor,
Sükuneti bilmeyenle inan ki çok zor…

Kor alev tamu zihniyet,
Temiz gönlüme selam et!
Olduğun gibi gel şekline itimadım yok.
Ve yine yeniden zihnini bunalıma sok.
Parayla iyi anlaş, merhametten kork.

2 Ocak 2016 Cumartesi

Dişi Cins

Gidemezsin tek başına
En modern sensin
Ahlak kuralında, kimsesizsin
Eteğinin boyundan, kaşındaki tüyüne
Sutyeninin renginden, kolundaki künyene 
Evindeki perdeden, çocuğunun ismine
Seyrettiğin tepeden hayaline, bendine
Öz güveninden lafının anlamına
Sokarlar bir kalıba, küfrün temeli sensin
Loji'ler sayısızca sana yoğunlaştı da
Topluma yorulmadı, akademik yayınlar
Kaldı öylece tezler çürütülse de boşa 
Dalgalanmalar, laflar, bacak arasından başlar
Sevgi özel bir şey at onu bir kenara
Saygı da duyulmadın hiçte var olamadın
Arabistan'da örnek canlı gömüldü bebekler
Şimdiki hale şükretmemizi istiyor veletler
Boş laflarının detayı kadının beynindedir
O ince analiz yiğide, yoğurt yedirir
Olmamalı üstünlük mücadeleleri boşa
Taarruzdan çıkında gidilmesin hep hoşa
İki cinsiyet birbirine saygısız
Bir üstünlük mücadelesi ki erkek kaygısız
Hududunun derini yok boşa çırpınır kürekler
Sekste işe yarayan kadına çarpar yürekler



“18 yaşındaydı habip
Babası bir numara hatip
Sevdiği kızın kalçası büyükmüş de sevmiş
İki oğlan bakmış da aşkı da hemen bitmiş
Adamlarda suç yokmuş
Bu kız meğer dar giymiş” 

 (basitçe verdim örnek, gerçekleri yazılmıyor,
hem bitmiyor yazmakla hem de can acıtıyor...)

Meryem Ana'nın vajinasının olmadığını düşünen bir zihniyet
Namusu bacak arası sanır tükürdüğüm tiyniyet
Basite alın beni kadın kadının yanında
Yürekli erkek yok ki eşitlik yok tarzında
Ya üstün tutar kadını ya erkek en işe yaramaz
Gerçekleri zırvalar pirim yapmayan anlamaz
Bu yazı konunun özetinin çeyreğinin çeyreği
Kopuk ipler eldedir elbet görür gerçeği…
İyi geceler millet, saygısız uykunuzda
Kalıba sığdırmayın desem değil umurunuzda
Kükremeyin sel gibi bendiniz aşılacak gibi değil

Okumayan toplumsa cevapsız sorunuzda.

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...