24 Kasım 2015 Salı

Mudil Kelam

Çok enteresandır aşk.
Hani ne kadar ''enteresan'' algınız varsa, herkesin meşrebine göre o kadar işte.
İlla karşı cins gerektirecek kadar da dar anlamı yoktur. O kadar da geniştir.

Seviyor sevmiyor oyunu oynayalım hadi papatyalarla, bu aşkın güzel yanıdır,
Terk edildim ağlıyorum bu da aşkın güzel yanıdır,
Terketmek zorundaydım, bu da aşkın güzel yanıdır
O'nu görünce utanıyorum, bu da aşkın güzel yanıdır
Ve daha bir sürü şey...
Hepsi aşkın güzel yanlarıdır
Bunların ortak noktası sana yazdırır
Yazarsın, çizersin kalem kağıt yoldaşın olur.
Ağlarsın ve yine onlarla gülersin...

Kafası karışık olan herkes beni anlar
Monoton düz insanlar zaten başlığa bakar okumaz
Karmaşa insanıyım ben belki de bu yüzden en çok griyle anlaşırım
Mavi bana göre fazla net, siyah mı hayır! Yüzüme vurur günahlarımı
Ya beyaz? Bana göre fazla temiz,...

Sevmek konusunda da fazlaca karmaşığımdır
Bir kitapta okumuştum;

''Onu seviyor muydum? Ve birkez daha bu soruyu nasil yanitlayacagimi bilemedim, daha dogrusu belki yuzuncu kez ayni yaniti, ondan nefret ettigim yanitini verdim. Evet, ondan nefret ediyordum. Kimi zaman ( ozellikle de her konusmamizin sonunda) onu bogmak icin omrumun yarisini seve seve verirdim! Yemin ederim, keskin bir bicagi onun gogsune yavas yavas saplama olanagini bulsaydim, bundan korkunc bir zevk duyardim. Ama yine de en kutsal seyler uzerine yemin ederim ki, Schlangenberg'in en yuksek tepesinde bana eger " kalbini asagi at" dese, hemen atardim, hemde seve seve.'' yazıyordu.

Benim hissettiğim aşkı en güzel anlatan cümleler kullanılmıştı
Fakat insanların empati yeteneği gelişmedikçe
Kendilerince telepati kurup durumu kurtarmaya çalıştıkça
Ve aslında iyiden iyiye başaramadıkça
Bu karmaşık duygular anlaşılamayacak

Ben Eylül kadınıyım
Düşen yaprakların hesabını bana sormayın
Ben de o yapraklardanım...

21 Kasım 2015 Cumartesi

Çapraşık

Ruh hali dengesiz sevimsiz ve geçimsiz
Dengesizlik savrulur rüzgarıysa ateştir
Sevilen sevilmeyen hepsi orada güneştir
Dondurucu bir soğuk düşüncesiz gelmiştir
Meddah mıyım neyim? Tiyatrodan hallice
Ruh bedenden eski, 70 inde delice
Sefer tasında huzur yenilmez düşüncede
Delirirken düşünce, sempatiklik antipatikce

Zeus muyum neyim on binlerde çocuğum
Sevdaya gam vuran kemiksiz bir çocuğum
Haylaz hayat bende değil, kuyuda tek taş boncuğum
Oyunculuk küçüklükten, evcilikte çocuğum
Senaryosuz yaşarım, okudukça oynarım 
Sevmeyi beceremem, ilhamı kovalarım
Sollasam da hayatı revizyonda kanadım
Delirir saçmalarım, kaybolsam da oynarım

Telaş yok ki ruhumda sabreder bocalarım
Şehzadeye bir hürmet, ''Lala'' daysa marifet
Elleri demirden, suratsız küçük veled
Saygıdeğer hükümler geliyor sepet sepet

Kaybol çığlıklı köle sabra itaat et
Okazyon elden gitti pahalılığa cesaret
Kalibrasyon gelişmiş ruha enjekte edilmiş
Ordan burdan girmişte kendi dini gelişmiş
Saçmalamadan duramamış imkansızı sorgulamış
Gürültü üretimin en büyük düşmanıymış
Kafa kangren olmasın da ne yapsınmış

Senkron hayat adilliğe çabalarken
Sklera dondu kaldı, bebek heyecanlanırken
Demir yolu bir tutsak semada canlanırken
Rakkak gelir kabir, giderken ve gelirken.
Bir şey bilmiyorum tabii ki, Sokrat da değilim aslında
Saklıyorum çoğu şeyi, ama kimin umurunda
Komikane yaşarken, alt yaşamın dalında
Bir çift gözle yaşarken yüreğimse sefada

Gelip hizmet edenler hep hizmetkar değiller
Bilinen bilinmeyenler çok laflı az görgüler
Toplamıysa hep insan, boş değil bu kelimeler…

18 Kasım 2015 Çarşamba

Tekerlemeleştirdiklerimizden misin?

Olaylar silsilesi
Hayal kafiyesi
Serden geçen hacamat
Bilinmedik hakikat
Geliyor üstüme
Bilinmeyen bir küme
Vatan adını vermiş
Kimi huzura ermiş
Huzur kanlı bombaymış
Gururlanmış halt etmiş
Çoğu ısrarlı bilmece
Görünmeyen tek hece
Saklayıp da kelimeyi
Bilememiş bilmeceyi
Bulunan birkaç mevhum
Serum takılı hortum
Faydası yok refahta
Gözleri izdivaçta
Giderken var olmamış
Gelene sarılmamış
Adı tecrübe birçok karar
Milyon insanı kaplar
Çıkarlar ön planda
Gözler kekeme dalda
Bilip de vazgeçmemiş
Bilinmezi seçmemiş
Gelen asılı yaprak
Düşmeden filizlenmiş
Sağ oluyor diyorlar
Anlamsız yaşıyorlar
Ölüm ani ıstırap
Kalana yaşlı surat
Gelmeyi arzetmeden
Talepleri gitmeden
Mana çıkar dahilde
Kaybolunan seferde
Tekerleme yazmadım
Şiirden de saymadım
Anlamın içi anlam
Derinlerde bir suret
Bakar da göremezsin
İçinden silemezsin
Kaybolan sırlar var
Kalp mantıktan daha dar
Kilit cümle bin asır
Kalpte olan son, hazır
Giderken arkana bak
Dar sofraya kırk tabak
Sığar içsel birkaç şey
Homurdanmak acziyet
Görelim gelsin nerede hikmet
Düşüncesiz yığını dahilim de fazlaca
Kalkıp oturanlara bir söz toparlamaca
Azmin kararlılığın önemini sormaca
Anlamak isteyene kafiyeli bulmaca...

16 Kasım 2015 Pazartesi

Çırpınış

Masum değilsin ama etrafında da seni kötü hissettiren, günahlarının üzerine yaratıcıdan daha fazla giden insanlar var.

Ve bunun doğruluğuna o kadar inandırıyorlar ki, iyi olmana fırsat vermiyorlar.

Peki ne yapmalı?

İşin içinde insanın insana savaşı varsa ne yazık ki yapılacak en ufak şey tedirgin eder...

Düşünsene biliyorsun bunu anlamıyorlar, inanmıyorlar.

Bir kitapta okumuştum, '' Hiç ön yargıyla aşağılandın mı?'' yazıyordu.

Kendime sorduğumda cevap olumluydu.

Açıklık getirmek gerekirse, ön yargıya sadece tanımadığın insanlar tarafından uğramazsın.

En yakının, seni doğuran, seni yıllar boyu tanıyan (!) bunu yapar.

Tanımamıştır, tanımaya yüz tutmuştur.

Başaramamıştır...

Herkes kendi hayatının kahramanı, kendini yetiştirmeli, kendiyle ilgilenmeli...

Bu dış etkenler ve ön yargının acımasızlığı bir nevi hayatın her insanda olabilecek kadar gerçek yanı...

Ne yapmak gerek diye düşünürsün, kendinle ilgilendiğini zanneder, herkesin hastası olursun ve birden herkes psikolog olur. Eğitim şart değil...

Hani diyor ya Cihan Aktaş: ''Yaşadığı hayat gibi, yaşayamadığı hayat da bakışlarına, ses tonuna, duruşuna siniyor insanın.'' diye, 
İşte öyle bir şey...
Siniyor gerçekten, dikkat etmek ve vazgeçmemek, birazda bazı şeyleri, ön yargı gibi, kulak ardı etmek lazım...

Çare her zaman vardır bence, iyilik ve inanç kalbe işlemişse.


13 Kasım 2015 Cuma

Karmakarışık Karmaşık

Tavsiye aşırı duygusal, geçimsiz bir çığlık ve dört dörtlük hayat...
Yine tuzaklardasın yazıklar olsun! 
Ruhun hakimiyeti artık son bulsun.
Ruhun rahatlığı bedene enjektörde selam verirken, 
Nasıl olur da bu karmaşayı görmezsin?
Süzemesen de heybendeki rahatsız sıvıları, 
Kimlere uymak zorundasın bilemezsin? 
Gidemezsin dedim ya kendinden öteye gidemezsin...
Bu karamsarlık değil! 
Masallardan, o pembemsi düşüncelerinden daha gerçek!
Karmaşayı durdur. 
Son bulsun artık. 
Ve sana yazıklar olsun...
Vazgeçen insan! 
Sen! 
Sana yazıklar olsun!
Kıpırdıyor bak yine güneş, ilham perileri uçuşmakta, 
Dört bir yana dağılmış hayatı sorgulamakta 
Ve 
Durmakta bu hengame... 
Sadece sensin ve istersen içine sinebilirsin.
Bağlı sana tüm duygular, gerçekleri gör, kendini yönlendir de artık bitsin.




Yenilensin kainat, durup olanlara bak
Kendinle ilan ettiğin barış,
En değerli hakikat,
Durup dinlenince, başarını görünce, kendinle yüzleşince,
Saygıdeğer refakat, ruhunu koluna tak...

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...