Balkon sefasında, kardeşlerin tamamının huzurunda 1. Kız ve 2. Kız yan yana oturdular. Aralarındaki görünmez mesafe, yıllar geçse de erimemişti.
2. Kız, ablasından çok daha önce evlenmişti. 16 yaşında ayrılmadığı, güvenli bir sığınak gibi sarıldığı o ilk yatılı düzeni hiç bozmamış, oradan doğrudan geleneksel ve öngörülebilir bir evliliğe adım atmıştı. Hayatı boyunca babasının onayını almak, "makbul ve iffetli bir kız çocuğu" kalıbına harfiyen uymak için çabalamıştı.
1. Kız ise 16 yaşında o cüretkar kararı verip sadece tek bir yer değişikliği yapmıştı. Çok uzaklara gitmemiş, kulvarını değiştirmemişti, sadece o yurdun boğucu havasından çıkıp bir başka yatılı kuruma geçmişti. Ardından o da evlenmiş, durulmuş ve kendi yuvasını kurmuştu.
Günün sonunda balkonda demli çaylar yudumlanırken, 3. Kız elinde tepsiyle kardeşlerinin arasında mekik dokuyor, 4. Kız ve erkek kardeşler çocukların gürültüsü arasında sohbet ediyordu. İşte tam o an, iki ablanın bakışları kesişti.
2. Kız, ablasının yüzündeki çizgilere ve üzerindeki o sade, ağırbaşlı duruşa baktı. İçinde yıllardır biriktirdiği o kırgın soru döküldü dudaklarından:
"Sen o zaman çekip gittin... Başka bir yere geçince her şeyin değişeceğini, özgür olacağını sandın. Ama bakıyorum da, ikimiz de aynı hayatı yaşıyoruz. Sen sadece bir sokak öteye kaçtın, bense olduğum yerde kaldım."
1. Kız çayından bir yudum aldı, gözlerini masanın başında oturan babalarına çevirdi.
Babaları, hayatı boyunca evlatlarının sade, edepli, muhafazakar bir terbiye ve ahlak üzerine yetişmesini, hamurunun sağlam kalmasını istemişti.
"Ben kaçmadım," dedi 1. Kız sakince. "Sadece nefes alacak bir pencere aradım. Ama haklısın... Yıllar sonra fark ettim ki, ben o kurumdan başka bir kuruma geçerken de, evlenip bu hayatı kurarken de hep babamın kafasındaki o ideal, lekesiz kız çocuğu imajını taşıdım. Ben onun hayalini başka bir çatının altında yaşatarak sevilmeyi umdum. Sense onun dediğini yaparak..."
Ortam bir anlığına derin bir sessizliğe büründü. 3. Kız elindeki tepsiyle durakladı, 4. Kız ve erkek kardeşler de bu iki ablanın yıllar sonra yaptığı ilk gerçek yüzleşmeye kulak kabarttı.
İki kardeş de o an acı bir gerçeği anladılar:
2. Kız, babasının çizdiği muhafazakar ve korunaklı sınırların içinde milim sapmadan kalarak onun sevgisini kazanmaya çalışmıştı. 1. Kız ise sadece bir kez mekan değiştirip kendi ayakları üzerinde durduğunu kanıtlayarak, yine aynı muhafazakar ve erdemli değerler çerçevesinde babasının gururu olmaya çalışmıştı.
İkisi de farklı yollardan gitmiş gibi görünse de, günün sonunda ikisi de babalarının o sessiz, muhafazakar hayal dünyasının birer uygulayıcısı olmuştu. Biri kalarak sevilmek istemişti, diğeri yol değiştirerek onaylanmak... Ama ikisi de çocukluklarında o soğuk masada eksik kalan sıcak bir kucaklaşmanın peşinden gitmişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder