10 Eylül 2026 Perşembe

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler çıkarıyor, çocukların koşuşturmacası evin içinde çınlıyordu. Artık herkes evlenmiş, kendi hayatını kurmuştu. Evin tüm yükünü, ablalarının gidişinde sonra sessizce 3. Kız üstlenmişti. Masayı toplayan, çayları tazeleyen, babalarının o vakur bakışları altında evin hanımlığını göğüsleyen artık oydu. Diğer kardeşler 4. Kız, 5. Erkek ve 6. Erkek de masanın etrafına dizilmiş, o tanıdık ama bir o kadar da mesafeli aile atmosferini soluyorlardı.
​Balkon sefasında, kardeşlerin tamamının huzurunda 1. Kız ve 2. Kız yan yana oturdular. Aralarındaki görünmez mesafe, yıllar geçse de erimemişti.
​2. Kız, ablasından çok daha önce evlenmişti. 16 yaşında ayrılmadığı, güvenli bir sığınak gibi sarıldığı o ilk yatılı düzeni hiç bozmamış, oradan doğrudan geleneksel ve öngörülebilir bir evliliğe adım atmıştı. Hayatı boyunca babasının onayını almak, "makbul ve iffetli bir kız çocuğu" kalıbına harfiyen uymak için çabalamıştı.
​1. Kız ise 16 yaşında o cüretkar kararı verip sadece tek bir yer değişikliği yapmıştı. Çok uzaklara gitmemiş, kulvarını değiştirmemişti, sadece o yurdun boğucu havasından çıkıp bir başka yatılı kuruma geçmişti. Ardından o da evlenmiş, durulmuş ve kendi yuvasını kurmuştu.

​Günün sonunda balkonda demli çaylar yudumlanırken, 3. Kız elinde tepsiyle kardeşlerinin arasında mekik dokuyor, 4. Kız ve erkek kardeşler çocukların gürültüsü arasında sohbet ediyordu. İşte tam o an, iki ablanın bakışları kesişti.
​2. Kız, ablasının yüzündeki çizgilere ve üzerindeki o sade, ağırbaşlı duruşa baktı. İçinde yıllardır biriktirdiği o kırgın soru döküldü dudaklarından:
​"Sen o zaman çekip gittin... Başka bir yere geçince her şeyin değişeceğini, özgür olacağını sandın. Ama bakıyorum da, ikimiz de aynı hayatı yaşıyoruz. Sen sadece bir sokak öteye kaçtın, bense olduğum yerde kaldım."
​1. Kız çayından bir yudum aldı, gözlerini masanın başında oturan babalarına çevirdi. 
Babaları, hayatı boyunca evlatlarının sade, edepli, muhafazakar bir terbiye ve ahlak üzerine yetişmesini, hamurunun sağlam kalmasını istemişti. 
​"Ben kaçmadım," dedi 1. Kız sakince. "Sadece nefes alacak bir pencere aradım. Ama haklısın... Yıllar sonra fark ettim ki, ben o kurumdan başka bir kuruma geçerken de, evlenip bu hayatı kurarken de hep babamın kafasındaki o ideal, lekesiz kız çocuğu imajını taşıdım. Ben onun hayalini başka bir çatının altında yaşatarak sevilmeyi umdum. Sense onun dediğini yaparak..."
​Ortam bir anlığına derin bir sessizliğe büründü. 3. Kız elindeki tepsiyle durakladı, 4. Kız ve erkek kardeşler de bu iki ablanın yıllar sonra yaptığı ilk gerçek yüzleşmeye kulak kabarttı.
​İki kardeş de o an acı bir gerçeği anladılar:
2. Kız, babasının çizdiği muhafazakar ve korunaklı sınırların içinde milim sapmadan kalarak onun sevgisini kazanmaya çalışmıştı. 1. Kız ise sadece bir kez mekan değiştirip kendi ayakları üzerinde durduğunu kanıtlayarak, yine aynı muhafazakar ve erdemli değerler çerçevesinde babasının gururu olmaya çalışmıştı.
​İkisi de farklı yollardan gitmiş gibi görünse de, günün sonunda ikisi de babalarının o sessiz, muhafazakar hayal dünyasının birer uygulayıcısı olmuştu. Biri kalarak sevilmek istemişti, diğeri yol değiştirerek onaylanmak... Ama ikisi de çocukluklarında o soğuk masada eksik kalan sıcak bir kucaklaşmanın peşinden gitmişti.

6 Eylül 2026 Pazar

Aklımın Melodisine Elveda

Sana yazıldığını sandığım o şarkıyı defalarca döndürdüğüm bir akşamın içindeyim.
İnanır mısın, bütün travmalarımı bir kenara bırakıp sadece sana sarıldım. Sen yoktun belki; ama bana nefes aldıran o kokun zihnime hep kazılıydı. Mazide savrulan o tek bir anı, kalbimi titreten o heyecanı her yerde aradım; hiç unutmadım.
"Travmalarımı bıraktım" dedim ya... Ailemin bende bıraktığı derin izleri psikiyatristin verdiği ilaçlara gömdüm. Sen ise tüm o karanlığın arasından sıyrılan, ruhumu tek başına iyileştiren taraftaydın. Kurtulmak için hep bir kahraman bekledim; ama zihnimdeki bütün kahramanlar senin gibi bakıyor, senin gibi kokuyor, senin gibi davranıyordu. Bu yüzden kahraman gibi görünen herkesi eledim. Eledikçe eledim... Hiç kimse sana benzemedi ve sonunda hayatımda hiç kimse kalmadı.
Baş başa kaldık: Senin hayalin, ben, aralıksız içtiğim sigaram ve aldıkça aldığım kilolarım... Aklımı kaybetmemek için sabrettim. Dışarıdan deli gibi görünmemek için senden hiç kimseye bahsetmedim.
Şimdi merak ediyorum: Sen beni unuttun mu? Eğer unuttuysan, hayalinle bile olsa bana bir akıl ver; ben seni nasıl unutacağım? Hayatıma devam edebilmek, bir gün yeniden sevebilmek istiyorum. Kalbim yorgun, halim çaresiz... Baktığım her yer aklım ve kalbim kadar darmadağın.
Ama kararım kesin: Beni gerçekten sevecek biri gelecek ve ben de onu seveceğim. İşte tam da bu yüzden sana elveda demek zorundayım.
Elveda güzel kokulum... Elveda aklımın melodisindeki en güzel karşılık. Kendine iyi bak. "Bir gün umursanmadığında beni hatırla" diyecek kadar da canını yakmak istedim bu son satırlarda. Dedim ya, ilaçlar ancak bu kadar etki etti...
Senin inanmadığın, benimse sonsuz bir inançla sığındığım Allah’a emanetsin.

1 Eylül 2026 Salı

BİR AİLE MESELESİ 3

Kurban Bayramı’nın ilk ışıklarıyla birlikte köy evinin avlusu, bıçak bileleme sesleri ve komutlarla hareketlenmişti. 
Baba yine uzaklarda, gurbetin ekmek kavgasındaydı. 1. ve 2. Kız, yatılı okulda aileden uzaktalardı. 
6. Erkek ise köy yerinin o kendi kendine büyüyen doğallığıyla avlunun tozunda, tavukların peşinde dolanıyordu; Anne'nin onun üzerinde ekstra bir korumacılığı ya da ilgisi yoktu, çocuk dediğin salınır, ortalıkta büyürdü.
Dede, kurban kestikten sonra dinlenmeye geçti. Ağır ve özen isteyen deri yüzme işini doğrudan 5. Erkek’e emanet etti. Adler’in erkek çocuğa yüklenen geleneksel "üstünlük" ve "aile reisi adayı" rolü burada tüm netliğiyle görünüyordu. 5. Erkek, ablası olan 4. Kız’dan yaşça küçük olmasına rağmen, kurulmuş bu hiyerarşi yüzünden işi en iyi bilen konumundaydı. Dede’nin tam güven duyduğu 5. Erkek, elinde bıçakla deriyi yüzerken bir yandan da 4. Kız’a talimatlar veriyordu: "Şuradan sıkı tut, bıçağı dik vurma, deriyi ziyan edeceksin."
4. Kız, kardeşine olan o derin zaafı ve kabullenmişliğiyle hiç itiraz etmeden onun dediklerini yapıyor, bıçağı onun gösterdiği açıdan tutuyordu. Yaşı büyük de olsa, erkek kardeşinin "her şeyi daha iyi bildiği" fikri ailenin kodlarına öyle işlenmişti ki, 4. Kız da bu düzeni sorgulamadan kardeşinin yönlendirmesine uyuyordu. Dede, gururla 5. Erkek’i izlerken, 4. Kız’a tek övgü yine arada bir Anneanne’den geliyordu. Anneanne, "Bu kızın hakkını yemeyin, arkasından bu erkeği getirdi de yüzümüz güldü" diyerek o şartlı ve araçsal sevgisini cömertçe olmasa da arada bir dile getiriyordu.
Evin serin gölgeliğindeki leğenlerin başında ise 3. Kız, Annesiyle birlikte kurban etlerini ayırmaya koyulmuştu. Hangi etin kıymalık, hangisinin kuşbaşılık olacağını, dağıtılacak hisselerin nasıl pay edileceğini büyük bir şevkle düzenliyordu. Neşesi, pratikliği ve bitmek bilmeyen enerjisiyle 3. Kız, hem Dede’nin hem de Annenin gözdesiydi. "Evin bereketi, eli en yatkın olanı" denilerek sürekli takdir topluyor, ailesinde neşe merkezi olmanın tadını çıkarıyordu.
Deri yüzme işi bittikten ve mangal yakılıp közler hazırlandıktan sonra, avludaki o gürültülü kalabalığın gözü biraz olsun üzerlerinden çekildi.
4. Kız ve 5. Erkek, kimseden habersizce yan yana kaykayıp evin arkasındaki damın merdivenlerine doğru yöneldiler. Yukarıya, dama çıkan beton merdivenlerin üzerini kaplayan gür asma yaprakları, onları dış dünyadan tamamen izole eden yeşil bir çatı oluşturuyordu.
Asmanın serin gölgesinde, basamaklara yan yana oturdular. 4. Kız, cebinden gizlice sigara paketini çıkardı. Dede’nin gözünde "her şeyi bilen erkek", Anneanne’nin gözünde "şartlı sevilen abla" rollerini aşağıda, avluda bırakmışlardı.
4. Kız kibritten bir çöp çakıp önce kardeşinin sigarasını yaktı, sonra kendi sigarasını tutuşturdu. Asma yapraklarının arasından süzülen güneş ışığında, rüzgâra doğru sessizce dumanı üflediler. Aşağıda 3. Kız’ın kahkahaları ve Dede’nin gür sesi yankılanırken; damın merdiveninde, asmanın altında içilen o gizli sigara, aralarındaki söylenmemiş suç ortaklığının ve birbirlerine duydukları o derin, sarsılmaz bağın tek şahidiydi.

NESO...

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...