Baba yine uzaklarda, gurbetin ekmek kavgasındaydı. 1. ve 2. Kız, yatılı okulda aileden uzaktalardı.
6. Erkek ise köy yerinin o kendi kendine büyüyen doğallığıyla avlunun tozunda, tavukların peşinde dolanıyordu; Anne'nin onun üzerinde ekstra bir korumacılığı ya da ilgisi yoktu, çocuk dediğin salınır, ortalıkta büyürdü.
Dede, kurban kestikten sonra dinlenmeye geçti. Ağır ve özen isteyen deri yüzme işini doğrudan 5. Erkek’e emanet etti. Adler’in erkek çocuğa yüklenen geleneksel "üstünlük" ve "aile reisi adayı" rolü burada tüm netliğiyle görünüyordu. 5. Erkek, ablası olan 4. Kız’dan yaşça küçük olmasına rağmen, kurulmuş bu hiyerarşi yüzünden işi en iyi bilen konumundaydı. Dede’nin tam güven duyduğu 5. Erkek, elinde bıçakla deriyi yüzerken bir yandan da 4. Kız’a talimatlar veriyordu: "Şuradan sıkı tut, bıçağı dik vurma, deriyi ziyan edeceksin."
4. Kız, kardeşine olan o derin zaafı ve kabullenmişliğiyle hiç itiraz etmeden onun dediklerini yapıyor, bıçağı onun gösterdiği açıdan tutuyordu. Yaşı büyük de olsa, erkek kardeşinin "her şeyi daha iyi bildiği" fikri ailenin kodlarına öyle işlenmişti ki, 4. Kız da bu düzeni sorgulamadan kardeşinin yönlendirmesine uyuyordu. Dede, gururla 5. Erkek’i izlerken, 4. Kız’a tek övgü yine arada bir Anneanne’den geliyordu. Anneanne, "Bu kızın hakkını yemeyin, arkasından bu erkeği getirdi de yüzümüz güldü" diyerek o şartlı ve araçsal sevgisini cömertçe olmasa da arada bir dile getiriyordu.
Evin serin gölgeliğindeki leğenlerin başında ise 3. Kız, Annesiyle birlikte kurban etlerini ayırmaya koyulmuştu. Hangi etin kıymalık, hangisinin kuşbaşılık olacağını, dağıtılacak hisselerin nasıl pay edileceğini büyük bir şevkle düzenliyordu. Neşesi, pratikliği ve bitmek bilmeyen enerjisiyle 3. Kız, hem Dede’nin hem de Annenin gözdesiydi. "Evin bereketi, eli en yatkın olanı" denilerek sürekli takdir topluyor, ailesinde neşe merkezi olmanın tadını çıkarıyordu.
Deri yüzme işi bittikten ve mangal yakılıp közler hazırlandıktan sonra, avludaki o gürültülü kalabalığın gözü biraz olsun üzerlerinden çekildi.
4. Kız ve 5. Erkek, kimseden habersizce yan yana kaykayıp evin arkasındaki damın merdivenlerine doğru yöneldiler. Yukarıya, dama çıkan beton merdivenlerin üzerini kaplayan gür asma yaprakları, onları dış dünyadan tamamen izole eden yeşil bir çatı oluşturuyordu.
Asmanın serin gölgesinde, basamaklara yan yana oturdular. 4. Kız, cebinden gizlice sigara paketini çıkardı. Dede’nin gözünde "her şeyi bilen erkek", Anneanne’nin gözünde "şartlı sevilen abla" rollerini aşağıda, avluda bırakmışlardı.
4. Kız kibritten bir çöp çakıp önce kardeşinin sigarasını yaktı, sonra kendi sigarasını tutuşturdu. Asma yapraklarının arasından süzülen güneş ışığında, rüzgâra doğru sessizce dumanı üflediler. Aşağıda 3. Kız’ın kahkahaları ve Dede’nin gür sesi yankılanırken; damın merdiveninde, asmanın altında içilen o gizli sigara, aralarındaki söylenmemiş suç ortaklığının ve birbirlerine duydukları o derin, sarsılmaz bağın tek şahidiydi.
NESO...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder