Sakladığım şeyler hesap sordu,
Hepsi de soyuttu.
Kaçamak bakışlarımda
Soyutlar kayboldu,
Somutlar varoldu.
Kendimce uğraşlarım
Anlamlarımı yordu.
Dikkat dağınıklığım
Zihnimdeki kordu.
Soru cevaplarım
Benliğimi sordu.
Kim kime dum duma zihnimde,
Netliklerim kayboldu.
Durup dururken bakıp görürken,
Kendimle kendimi seyrederken,
Cevap yoktu
Zihnim koktu.
28 Haziran 2017 Çarşamba
7 Haziran 2017 Çarşamba
Benden Senden Bizden
Dört mevsimin birleştiği yerdeyim;
Kimine soğuk, kimine sıcak,
Ne verilirse ona hitap eden;
Kimisine bilinmez kimisine darmadağın,
Birilerine de ağır gelir membaım...
Yıldızlara hitap edemem, utanırım,
Yağmura hükmetmek isterim,
Bu da benim ayrıcalığım...
Kılı kırk yaran bir zihniyet,
Ne kadar obsesyonsuz olabilir,
Ve yahut ne kadar dökülebilir,
Damlalara aldanmışken...
Halim ve ruhum, gam üzere yoğrulmuş,
Tavrım haki yeşil tadında, sezenler bulmuş,
Gül bahçesine yabancılaşmış, derine hapsolmuş,
Kendinden ziyade, kendine hazırlık,
Sezenler kaybolmuş...
Orkestranın heybetiyle ilgilenmiyorum.
Anlamı kavrarken sorgulamıyorum.
Olmak istediğime yavaşça ilerliyorum.
Görüp susuyorum, anlıyor belirtmiyorum.
Sükunet kabındaki, son damlayı da ben içtim.
Gördükçe içime taştım, dışarıya azaldım,
Bu mudur beklenen ve istenen?
Bu mudur beklediğim ve istediğim?
Bu mudur alem ve bu mudur sezdiğim?
Bıçak gibi dayandım, sertçe dayattım.
Dönülmez akşamın seyrine daldım,
Ensemdeki rüzgarın rehavetine aldandım...
Kimine soğuk, kimine sıcak,
Ne verilirse ona hitap eden;
Kimisine bilinmez kimisine darmadağın,
Birilerine de ağır gelir membaım...
Yıldızlara hitap edemem, utanırım,
Yağmura hükmetmek isterim,
Bu da benim ayrıcalığım...
Kılı kırk yaran bir zihniyet,
Ne kadar obsesyonsuz olabilir,
Ve yahut ne kadar dökülebilir,
Damlalara aldanmışken...
Halim ve ruhum, gam üzere yoğrulmuş,
Tavrım haki yeşil tadında, sezenler bulmuş,
Gül bahçesine yabancılaşmış, derine hapsolmuş,
Kendinden ziyade, kendine hazırlık,
Sezenler kaybolmuş...
Orkestranın heybetiyle ilgilenmiyorum.
Anlamı kavrarken sorgulamıyorum.
Olmak istediğime yavaşça ilerliyorum.
Görüp susuyorum, anlıyor belirtmiyorum.
Sükunet kabındaki, son damlayı da ben içtim.
Gördükçe içime taştım, dışarıya azaldım,
Bu mudur beklenen ve istenen?
Bu mudur beklediğim ve istediğim?
Bu mudur alem ve bu mudur sezdiğim?
Bıçak gibi dayandım, sertçe dayattım.
Dönülmez akşamın seyrine daldım,
Ensemdeki rüzgarın rehavetine aldandım...
6 Haziran 2017 Salı
Anlatımın Bozuğu
Evet mizacım sert benim.
Onu yumuşatmak istiyorsan, gevezelik etmeyeceksin.
Bu benim bana sözüm kimseye tebliğ değil. Kendime konuşurum hep ve yahut kendime yazarım.
Kaldırım taşlarından anlam çıkarır, yine kendime koşarım.
Oldum olası anlaşılmam bundan zevk alırım.
Gün geçtikçe kendimi güncellemeye uğraşırım.
Bakana değil, görene hitap ederim.
Arasıra geçmişi kurcalar seyre dalarım.
Dertlenmelerime yanarım lakırdıyı bırakırım.
Dert kötü zannederdim önceleri ağlatıyor diye,
Oysa en güzeliymiş yıkıyormuş bendimi ve sonunda varıyormuşum, yeniyormuşum kendimi.
Tabii bunun derinliğini kimse bilmemeli.
Bildiği kadarımı kabullenmeli,
Gerisi için seyreylemeli...
Kader kürsüsünün başında ya da sonunda,
Her birey kendine, her yargı başkasına.
Toplumsallığın getirisi, insan insana gerek,
Bakış açısı malum,
Bu sebeple kişi kişiye engerek.
Onu yumuşatmak istiyorsan, gevezelik etmeyeceksin.
Bu benim bana sözüm kimseye tebliğ değil. Kendime konuşurum hep ve yahut kendime yazarım.
Kaldırım taşlarından anlam çıkarır, yine kendime koşarım.
Oldum olası anlaşılmam bundan zevk alırım.
Gün geçtikçe kendimi güncellemeye uğraşırım.
Bakana değil, görene hitap ederim.
Arasıra geçmişi kurcalar seyre dalarım.
Dertlenmelerime yanarım lakırdıyı bırakırım.
Dert kötü zannederdim önceleri ağlatıyor diye,
Oysa en güzeliymiş yıkıyormuş bendimi ve sonunda varıyormuşum, yeniyormuşum kendimi.
Tabii bunun derinliğini kimse bilmemeli.
Bildiği kadarımı kabullenmeli,
Gerisi için seyreylemeli...
Kader kürsüsünün başında ya da sonunda,
Her birey kendine, her yargı başkasına.
Toplumsallığın getirisi, insan insana gerek,
Bakış açısı malum,
Bu sebeple kişi kişiye engerek.
1 Haziran 2017 Perşembe
Sabretti
Olmalıydı, yadırgandı, olmamayı seçti var olmamayı...
Küçücük bir kızdı,
Hatalar yaptı.
Tecrübelendi, helal-lendi, helalleşti,
Kahroldu, mahvoldu, kimi zaman yok oldu
Görünmezliği seçti.
İtilip kakıldığında göğüs germedi, vazgeçti.
Bir zaman geldi birileri onu seçti...
Herkesin oyununa dahil oldu, keşfetti.
Sabretti, mahvetti, kaybetti,
Kimsenin bilmediğini bildi, bilinmek istedi,
Serzenişteydi, halt etti.
Baktı gördü, anladı sustu, kaybetti.
Baktı gördü, anladı konuştu, kaybetti.
Sonuç hiç değişmedi...
Birilerini var etti,
Kendini kaybetti.
Selama nazar etti, kelamı ziyan etti.
Felsefesi oldu, olumladı öğretti.
Gidip gelmelerden yoruldu, sendeledi...
Israr etmedi kaybetti.
Çelişkilerin okyanusunda benliğini sorguladı,
Sosyal olgu da geleneklere atfetti.
Suçladı, yargıladı, aşağıladı,
İnsana insanca yenildi.
Dert küpü gibi davrandı, dertsizliği anlayamadı.
Tabiri caiz etti, kimse sorgulayamadı...
Karmaşıktı ruhu, elbet bedene de sindi.
Geldi, gördü, bildi, sonunda kendine yenildi...
Sustu, sustukça sustu, kaybetti...
Konuştuğunda da kaybettiğini hatırladı
Sessizliğinde keyif etti...
Anlamı anlamlamaya da yenik düşünce
Karar verdi, kendini var etti (!)
Kolay olmadı hiçbiri, sustu ve sabretti...
Küçücük bir kızdı,
Hatalar yaptı.
Tecrübelendi, helal-lendi, helalleşti,
Kahroldu, mahvoldu, kimi zaman yok oldu
Görünmezliği seçti.
İtilip kakıldığında göğüs germedi, vazgeçti.
Bir zaman geldi birileri onu seçti...
Herkesin oyununa dahil oldu, keşfetti.
Sabretti, mahvetti, kaybetti,
Kimsenin bilmediğini bildi, bilinmek istedi,
Serzenişteydi, halt etti.
Baktı gördü, anladı sustu, kaybetti.
Baktı gördü, anladı konuştu, kaybetti.
Sonuç hiç değişmedi...
Birilerini var etti,
Kendini kaybetti.
Selama nazar etti, kelamı ziyan etti.
Felsefesi oldu, olumladı öğretti.
Gidip gelmelerden yoruldu, sendeledi...
Israr etmedi kaybetti.
Çelişkilerin okyanusunda benliğini sorguladı,
Sosyal olgu da geleneklere atfetti.
Suçladı, yargıladı, aşağıladı,
İnsana insanca yenildi.
Dert küpü gibi davrandı, dertsizliği anlayamadı.
Tabiri caiz etti, kimse sorgulayamadı...
Karmaşıktı ruhu, elbet bedene de sindi.
Geldi, gördü, bildi, sonunda kendine yenildi...
Sustu, sustukça sustu, kaybetti...
Konuştuğunda da kaybettiğini hatırladı
Sessizliğinde keyif etti...
Anlamı anlamlamaya da yenik düşünce
Karar verdi, kendini var etti (!)
Kolay olmadı hiçbiri, sustu ve sabretti...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi
Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...
-
Yazın en sıcak akşamlarından biriydi. Yılda sadece birkaç haftalığına tam kadro bir araya gelebilen bu kalabalık masanın etrafında, söylenme...
-
Sana yazıldığını sandığım o şarkıyı defalarca döndürdüğüm bir akşamın içindeyim. İnanır mısın, bütün travmalarımı bir kenara bırakıp sadece ...