21 Ekim 2018 Pazar

İç Ses

Gece gün gibi belirdiğinde,
Herkes de aynı etkiyi mi yapar
Iç sıkar, yarına varmamayla herkes mi dolar...

Gecenin güneşi olan ay
Neden karartır bizleri
Ya da neden söylettirir söylenmeyecek sözleri

Gecenin yalnızlığında
Neden dibe vurur karamsar hisler ve
Neden kimsemizin olmadığını yüzümüze vurur

Gündüz vakti düşünceli insanlardan duyduğumuz
Saçma dediğimiz soruları
Neden gece düşünürüz?

Neden bu bilinmezlik
Neden bu varoluş karmaşası

Bu şiire benzemeyen düz yazıdan bi haber
Adsız yazımın sonunda
Hislerimle bütünleştirip bir sonuca varmam beklenirken
Ben çekip gideceğim
Bu soruları düşünürken
Ben anlam aramalarımı sonlandırma kararı alacağım
Ben ne var olacağım, ne de bunun için çabalayacağım
Ben kayıplarımda kendimi aramayı resmi bir yazıyla bırakacağım
Ben iç sesimin ses tellerini koparacağım!



Yok Artık

Sonrası yok artık
Artık her şey olması gerektiği gibi olacak
Olacak çünkü, sonrası yok artık

Yok artık gülmeler kahkahalar
Kahkahalar yok artık

Sevgi dolu kelimeler sonsuz gibi neşeler
Neşelenmeler, yok artık.

Dost bilmeler, düşman kovalamalar
Beyninin en derinindeki kazılarda mesai
Mesailerde karşılık bulamamalar yok artık.

Kuru kalabalığa itaat
Güneşli bir kâinat
Kâinatta huzur yok artık.

Tebeşire bir tahta
Yazılara beyaz toz
Beyaz toza ateşlenme, yok artık.

Temiz kağıda bağlaçsız fikir
Delirmeden yazana tablette zehir
Zehirlenmelere panzehir, yok artık.

Harita metot, kurşun kalem
Kağıda yabancı bir kelâm
Kelâmsız bir ekrana itaat
Var artık.

Derin uykuda devler, gülümseyen yıldızlar
Bulut arkasında fışkıran Güneşler
Güneşlere dost bir evren yok artık

Gemilere balıklar, balıklara oltalar
Dalgalarda denizler
Viralarda kaptanlar, yok artık...

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...