18 Nisan 2016 Pazartesi

Nesibe'li

Karmaşıklığımın letafeti adına!


Ben asık suratlı, kaynana tipli, Gargamel kafalı,
Külkedisinin üvey kardeşi, Pamuk Prensesi öldürmekle görevli avcıyım.

Kırmızı başlıklı kızın ormandaki şarkısı
Keloğlanın olmayan saçı
Saatin bilmem kaçıyım ben.

Bazen kayıplarımın şarkısı
Bazen Beethoven'ın parmaklarıyım ben.

Noel babayı bekleyen çocuğun astığı çorap
Din adamlarının tartıştığı en absürt konuyum ben.

Baharda doğduğu için sevinen kelebek
93 yaşındaki dedenin duasıyım ben.

Lakabın en sansürlüsü
Dalganın en hiddetlisi
Havanın en olmaz olası
Kayıkçının küreği
Karadeniz Kıyıları'yım ben.

15 yaşındaki gencin ilk sigarası
Neşet Ertaş'ın bağlamasıyım ben.

Esnafın sabah saati
Madencinin maaşıyım ben.

Askerlerin tuzağı, hasretlerin en uzağı,
Anlam bütünlüğünün yasağıyım ben.

Sonbaharın şakası, Peribacaları'nın sabrı
Arananların kaybı, Eski Atina'yım ben.

Sansür beyin kıvrımlarımda
Düşünce adına çekilmiş en afillisinden kamu spotuyum ben.

Falın en hilelisinden tarot, el çabukluğunun silsilesiyim ben.

Ali'nin kılıcı, Ömer'in adaleti, Adem'in günahı
Tutulan ilk yeminim ben.

Bağlı olan basiretin kördüğümü
Tek o kişinin bildiği sırrım ben.

Ağlama duvarındaki en günahkar insan
Camideki minberim ben.

Sokrates'in idam ipi
Medusa'nın leş kokan şehriyim ben.

Kardan adamın güney yamacı
Bir topluluğun amacıyım ben.

Sağda duran meleğe sol eliyle müdahale eden
Korkusuz korkağın senaryosuyum ben.
Yeni işin en acemisiyim ben...

Ordan burdan, iyisinden kötüsünden
En karışık olay, en basit problemim ben.

Bodrum katındaki rutubet
Gönüllerde ki selamet
Gepetto'da ki marifet
Karışıklıkta ki kıyametim ben.

Uzatılan laflarda ki çatık kaş, somurtan kalp, tebessümsüz huri, kasırganın filmlerde ki hali, Niagara'nın ihtişamıyım.
Nesibe'yim ben.

Acımasız toplumun en acımasızı,
Güler yüzlülerin en sempatiği,
Samimiyetin şerbeti,
Sahteliğin tahammülsüzüyüm ben.

9 Nisan 2016 Cumartesi

Ben Gökyüzüyüm 1

Susmayı becermek
Dile hükmetmek
Açığa çıkacak bir çok şeyi içine tekrar tekrar gömmek...

Gökyüzüne benzetirim hep kendimi, uzun yıllardan beri
Onun kadar net ve onun kadar karmaşık
Kayıp bir kaç kelimem bulutla açığa çıkar
Yağmur olur dökülür
Kimisi rahmet der, dinler kelimelerimi
Kimisi şemsiye açar
Kimisi de farkettirmeden doldurur bir şişeye
Sonradan açığa çıkar

"Her şey insan içindir" derdi süt annem
Yanılıyorsun diyemezdim
Büyükler yanılmazdı
İnsana dair birçok şey hayvana da dairdi
Süt annem, anlamazdı...

Kaydırağa binen bir köpek görmüştüm
Görevlilerin haberi yoktu
Bu da insan içindi
Köpek insan değildi

Liseli bir kaç genç küçük dağları yaratmanın gururunu yaşıyor
Az ilerde bir bakkal
Siftah yapmaya çalışıyor
Ekmek alan bir adam gazeteleri inceliyor
Dünyaları bu sokak
Farkındalık zahmetli
Var olan hep kıymetli...

Telaşa saygılı olmayı öğreniyorum
Yıldızlarla oyalanıyor
Mavi'mden taviz vermiyorum
Birazda yaşlanınca
Bulutları kovuyor
Yağmura tüm gücümle engel oluyorum

Şimdi,
Rahmete sevinç kalmayacak
Şemsiyeler bir daha asla açılmayacak
Doldurulan boş şişeler hepten yosun tutacak
İnsanlar arınmayacak
Gökyüzü ağlamayacak...

4 Nisan 2016 Pazartesi

Demiş Birisi...


Yaprak dökümü dedi birisi...

İnsan yolculuğuna bir sperm ve yumurtayla başlıyor, bir fidan misali. Sonra doğuyor, büyüyor ve gelişiyor. Sonra ne mi oluyor? Dallanıyor, budaklanıyor....
Ara ara budanıyor, meyve vermesi için acılar onunla olmak zorunda bilmiyor. Acılar olmadan meyve verilmiyor ve insanın iç kıyameti başlıyor...
İnsan işte o zaman insan oluyor. Dallarda ki yapraklar her rüzgarda savruluyor. Gökyüzü ağladıkça yeşeriyor ama yine de mevsiminde sonbaharın sararıyor, dökülüyor.
İnsan insan oluyor. Sabrıyla, kehanetiyle, varoluşuyla, mevsimiyle, acısıyla, umuduyla, sevgisiyle, yle, yle, yle,..

Sorgusuzca ilerleyen şeylere müdahale edilmiyor ne yazık ki. Zaman ilerledikçe, yüze vuruluyor doğrular ya da yanlışlar. Hem de zaman tarafından, dehşet!

Konuşulan bir çok kelime anlamsızca tavır yapıyor beyin mekanizmasına. Nefes alırken hissediyor insan, geçiyor zaman ve geri gelmiyor yaşanan.
Her şey de olduğu gibi pişmanlığında doğru zamanı ve yanlış zamanı var. Doğru zamanda ki pişmanlık yanlışlığı engellerken, yanlış zamanda ki pişmanlık doğruyu da yanlış yapıyor.
Ah şu kişisel gelişim kitapları ve ah şu kitap severler...
Kendi haline acıyan ve onları bulundukları durumdan kurtarmaya çalışan, binlerce kişisel gelişimini tamamlamamış yazar ağabeyler, ablalar...

Bildiğim tek bir şey var: "Doğru zaman, yanlış zaman kavramına dikkat etmeli insan. Doğru zamanı kollarken, yanlışa transit geçmek. Yanlışı da doğru sanmak... Yanıltmayı en iyi beceren zaman aslında."
Hayatına yanlış insanları aldığın zaman doğru olanla az karşılaşırsın. Doğru senden bağımsızdır o halde. Çevre, arkadaşlık, dostluk, aile ve daha bir sürü etkenin elinde törpü. Seni törpüledikçe törpülüyor da sen yalın ayak koştuğunun farkına bile varmadan, kendinden ne kadar da eminsin!
Sayıklamak, ilerleyememek, koşu bandında debelenirken temiz havayı özlemek...

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...