6 Temmuz 2018 Cuma

Grafomanik Direniş

Yazamıyorum.
İki kelimeyi yan yana getirip anlamlandıramıyorum.
Var, biliyorum, kafamda onlarca binlerce yapıt,bir açsalar içini eski medeniyetlerden kalma yapıtlarmış, modern edebiyatmış hepsini fena halde sollayacak bir düşünce deryası...
Ama yazamıyorum...
Hepsi birbiriyle ilişkili hepsi birbirinden sorumlu uç uca eklenmiş milyonlardan da milyonlarca hazine var, bir ucundan tutupta yazamıyorum...
Hani diyorum sol elim de kalem tutsa ne var ne yok döksem, defalarca hunharca zapdedilmeyen her şeyi yaysam ortalığa ama yazamıyorum...

Ben ben olalı ilkokuldan beri hep bu zulmü yaşarım,
Hep bilirim hep,
Ama dökemem.
Anlatışlarımda öyledir, kekeme bir haldeyim,
Bana köpeğimin cinsini sorarlar, ben ikigai den bahsederim.
Konuyu oraya bağlayacağımı bilirim, 
Ama toplum ben değil,
Toplum bendekiyle boğuşmuyor ki anlasın.
Sosyolojik yapının karamsarlığından değil mi bütün bunlar?
Ben onların ne düşündüğünü onlardan daha iyi bilir bir haldeyim.

Kendimle kavga halinde, kendimden memnuniyetsizim.
Bildiklerimden rahatsız, bildiklerimi dökememenin sıkıntısındayım.
Karmakarışık çapraşık heyecanlarım, hüzünlerim ve bilimum bütün hazlarım, korkularım, sabırlarım, falanlarım, filanlarım...

Ben ben olalı bu zulmü yaşarım,
Ben yaşadığımı zanneder, kendime çabalar, kendime koşarım...
Ben benimle dünyalar kadar mutsuz, 
Ben benimle dunyalar kadar eğlenceli,
Ben benimle saçma sapan bir halde,
Ben benimle evrenin eksik tek ayağı gibiyim.

Ben var bu Dünya'da sır gibi gelip sır gibi gidecek,
Insanlar görmek istediklerini görerek bu hikayeyi bitirecek.
Beni dilden dile anlamadan yorumlayacak,
Oysa ben neler düşünürüm de kimse bilmez,
Oysa ben neler yapmak isterimde kimse görmez,
Ben çaba harcamaya baslamak icin bile çaba harcarım,
Karmaşama son verip de bir ucundan tutamam ki 
Ne kendimin ne her şeye dair düşüncelerimin...

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Grafomanik

Sosyal kafa sosyal vücutta bulunur.
Bazen başlamak bitirmenin hiç bir şeyidir.
Kimi zaman üzüm üzüme baka baka kahrolur.
Sakinligin olduğu yerde huzurdan çok kelime hapisanesi varolur.

Gittigin kadarı senindir ne öğrendiysen o kadarsın,
Yolu yarılamak iyi midir?
Kendine koşmanın farkındalığı yoksa?
Sinir harbi dağıtır, varlığın amacını anlamsızlaştırır.
Ve görürsün düşünürsün...
Uygulamada yokluk yokta varolur.
Karşılaştırmalı bir ütopyada, hayaller sarhoştur.
Distopik yapıda ütopyanın varlığı ne kadar anlam bulur?

Kendi hayatından kocaman bir cehennem yarat!
Yarısı dolu olan bardağı iç ve "hepsi boş bunun" deyip karamsarlığı dayat!
İncindiğin zaman var olmak aşılmaz bir engeldir,
Kendine gelememek, kendinle olamamak zevk verir boşluğu derindir...

Ne diyorum? Ne yazıyorum? Neden düşüncelerim yine taşıyor kafamdan?
Elim kalem tutmaz ki benim, anlamım anlayanda.
Dilim kelimelerle boğuşur anlatamam ki kendimi hiçbir zaman...
Ben dünyadan çekmedim, dünyalara çektirdim.
Yeni başlangıçlarda kendimi yedim bitirdim.

Yepyeniyim, taptazeyim her gün harika dedirttim.
Içimdeki sesi ben yönlendirdim.
27 yaş civari kendimi bulmaya 7 adım yaklaştım.
Ucu bucağı olmayan bir yolda, çoğu zaman uzaklaştım...

Meditasyon gibi her nefese hükmettim
Kilitli kapılar ardında telepatilendim, yendim, bittim.
Grafomanik bir haldeyim, her seferinde böyleydim
Dedim ya elim kalem tutmaz,
Grafomaniama yenildim.

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...