Çoğu insana gerek doğası gereği gerekse öğretilen, canı yandığında yakmaktı.
Anneme o kadar kızıyorum ki...
Bize canımız yandığında susmayı ve zarar vermemeyi öğretti.
Bu canilerin o kadar işine geldi ki.
Ses çıkarmamayı meşrulaştırıp İsa örneğiyle devam ettiler. "Bi yanağına vururlarsa diğerini çevir."
Çünkü tetikte olma ki biz yaşayalım sen var olmadan öl ya da ayağımıza takılmadan yaşa. "Az ötede oyna"
Dişini gösteren kazanır ağzını kapat otur. Ağzını açarsan üste çıkar rezil ederiz!
Tam ağzını açmaya yeltenirsin - öyle yetiştirilmemişsin ya- dişlerini göstere göstere rezil ederler ki birdaha yapmayasın.
Sonra yakıştırmalar, aşağılamalar, arkalarında olan dişlilerin koltuğuna sığınmalarla yok ederler.
Yok olursun.
Dişini göstermek eğitim gerektirir ve bu eğitimi ebeveyniniz vermediyse hep susmayı öğrettiyse işte o zaman kalitesiz yaşamın başrol oyuncusu olursunuz.
Vahşi yaşam gibi biraz, canice biraz da...
İyilik mesajları kuşlar kelebekler böcekler.
Eee?
Bu kadar işte
Sabbah gibi biraz da.
İyilik mesajlarıyla uyuşturup istedikleri gibi şekillendirmek isterler.
Kötülüğe iyilik er kişinin karı...
Bla bla bla...
Çok üzgünüm ama öyle değil işte...