Dört mevsimin birleştiği yerdeyim;
Kimine soğuk, kimine sıcak,
Ne verilirse ona hitap eden;
Kimisine bilinmez kimisine darmadağın,
Birilerine de ağır gelir membaım...
Yıldızlara hitap edemem, utanırım,
Yağmura hükmetmek isterim,
Bu da benim ayrıcalığım...
Kılı kırk yaran bir zihniyet,
Ne kadar obsesyonsuz olabilir,
Ve yahut ne kadar dökülebilir,
Damlalara aldanmışken...
Halim ve ruhum, gam üzere yoğrulmuş,
Tavrım haki yeşil tadında, sezenler bulmuş,
Gül bahçesine yabancılaşmış, derine hapsolmuş,
Kendinden ziyade, kendine hazırlık,
Sezenler kaybolmuş...
Orkestranın heybetiyle ilgilenmiyorum.
Anlamı kavrarken sorgulamıyorum.
Olmak istediğime yavaşça ilerliyorum.
Görüp susuyorum, anlıyor belirtmiyorum.
Sükunet kabındaki, son damlayı da ben içtim.
Gördükçe içime taştım, dışarıya azaldım,
Bu mudur beklenen ve istenen?
Bu mudur beklediğim ve istediğim?
Bu mudur alem ve bu mudur sezdiğim?
Bıçak gibi dayandım, sertçe dayattım.
Dönülmez akşamın seyrine daldım,
Ensemdeki rüzgarın rehavetine aldandım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder