Hiçbir duyguyu ortalarda yaşayamamanın azabı içindeydi.
Ortalama bir çocuktu ve ortalama bir öğrenci, bi ara ortalama bi serseri ve sonra ortalama bir kadın oldu.
Ama duyguları hep en'deydi.
Ve kendi fırçasını yedi,
İnsan içine girdikçe,
İçindeki psikologdan.
Dengenin önemini kavramak için hayatın ona sunduklarını ve sunmadıklarını görecek zaman olmadı hiç.
Anlık değişen ve saniyenin saniyeyi tutmadığı bi hayat...
Kendinden kilometrelerce kaçmanın verdiği heyecan, kendiyle buluşmaya geciktiriyor insanı.
Kendinden milim milim uzaklaşmanın verdiği yok oluş, kendiyle yüzleşmeye korkutuyor insanı.
Şair olsa iddialı olurdu bu kişilik karmaşasının muhallebili keki.
O yüzden;
Bahsi geçen yazıdaki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüymüştür.
Diyebiliriz belki...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder