13 Nisan 2017 Perşembe

Yokuş

Hiç bir zaman...
Yokuşu çıkarken yorulmadım
Hep inerken yoruldum
Çünkü bana göre aynı yoldan inmek
Aynı olayların altını çizmek demek

Aynı taşa iki kez takılırsın
Hata olduğunu çoğu zaman anlamazsın
Gider gelirsin yaşam seferinde
Sürekliliğe kanarsın
Hatayı sahiplenirsin
Ders almadan döngüyü
Kusursuzca yaşarsın
Ani bir değişimle dertlerini boşarsın
Ya da saygısızca dertlenipte taşarsın

Bu ikilemle yaşadığını anlamak
Topluma bu gözlerle bakmak
Yorucudur eminim hem de bilirim
Karmaşam helalimdir toplumdan vazgeçerim
Kitaptan olan bir yumak hamurumla
Kendime biçerim kaftan seçerim...

30 Mart 2017 Perşembe

Şizofrenik Sesleniş

İnsanlarla aramda var evet duvar
Hepsini tek tek insanlardan aldım
Her biriyle mesafemi korumalıydım
Sırlarımı duvarlardan aşırmamalıydım
Strese yenik düşen bedenleri
Yormamalıydım, kuşatmamalıydım, kaçırmamalıydım
Hep istendi hep verdim
Kayıplarıma tuz serptim
Kokmamaları adına deri misali
Saydım sövdüm içimde devran döndürdüm
Gelip geçen birçok neden için
Kırıp geçtim kimi seçtim?
Kimsesizken seçemezdim
Seçip kendimden geçemezdim...

Konuşmaların yönü belli
Kendimleyken hep aynı kelimelerin dizilimi
Kuklalarla uğraşmaktansa kendime vefam
Şikayetim derdim ve devam...
Kimsesiz kalamam herkesle hiç olamam
Benim defterim benim kalemim kendimleyken solamam...

Karmaşık yazımı yazdım
Ruh halimi kazıdım
Kafiyelerden destek alıp
Anlamı karaladım
Ya da bulmaca misali
Bir kapı araladım
Çemberin dışındayım
Kendi kendime uğraştayım
Herşey yolunda korkmayın
Ama anlamımı yormayın...

31 Ocak 2017 Salı

Durumlar 2

Heceler oldukça asil
Söylemler kararlı fakat sefil
Kıymet vereni anlayacak bir his dünyasına
Karıştırmasanız keşke sahteliği

Olan biten bir çok olay
Bunlara mütakip verilen karar
Kaygı dolu aslında iç saray
Saklı kalan hisler, efsane detay

Kekelerler çoğu zaman
Sahte tavır kalburüstü yönetilir
Şip şak hallolan destekli tavır
Yalakalıkla alan desteği dipten sendeletir.

Herkes bildiğini önemser
Başkasıyla tanımlar kendini,
Fakat dönemsel.

Bugün başka yarın başka
Bir çok edim ve ediş
Her zaman yorgun olacak dakikalar
Gidiş o gidiş...

29 Ocak 2017 Pazar

Durumlar 1

Dolu olupta taşamamak
Sorgularken çıkan hazla
Dere tepe koşamamak
Kendini tanımanın umudunda
Başka kişileri anlamaya çalışmamak

Beygirler gücüyle beyin muharebesi
Olaydan olaya karmaşa silsilesi
Koyu renge hürmeten saf görünür toprak
Hayatı başlatır sonrasına karışmaz,
Dökülür yaprak

Kendime gelme çabamda azaldı kapılar
Griliğim ton değiştirdi, değişti kaygılar
Gök kuşağına renk kattım tek tek saydılar
Bir kalem ve bir kağıtla beni kopyaladılar...

19 Ocak 2017 Perşembe

Gittin



Bana niye bunu yaptın?
Ben gökyünde ki yıldızları çoğaltmak istemiştim,
Ben sana ufak tefek konuştum
Büyük büyük laf etmedim.
Ben sen incinirsin diye hava soğuduğunda telaşlandım...
Ben güneşe öfkelendim
Rüzgara kafa tuttum
Fırtınaya beddua ettim
Yeryüzünde sen varsın diye,
Doğaya düşman oldum.
Sen güldün diye her gün o filmi izledim.
Sen kızarsın diye çikolata yemedim.
Hep derdin çok zararlı diye,
Hep derdin bir çikolata yediğinde 5 km koşman lazım diye,
Ben yemedim sen bana kırılma diye...

Sen sevdin diye sevdim o şehri
Ben panik atağım biliyorsun
Ben kalabalık diye o şehre gitmezken
Sen ordasın diye baktım o şehre hep
Fotoğraflardan düşünebiliyor musun?
Acaba bu sokaklardan da geçmiş midir diye
Eğer geçme ihtimalin varsa daldım gittim fotoğraflara
Oralarda kızlarda vardır dedim kendi kendime
Bi de sinirlendim düşünsene
Aman! Dedim diğer fotoğrafta sokak darmış
Benim gibi olmuş mudur acaba?
Araba gelir diye telaşlanmış mıdır?
Telaş yaptığında da gülerdi, gülmüş müdür?
Ben onunla tırmansaydım bir dağa
Yükseklik korkumdan degil
Onun eli elimde diye başım dönerdi de
Tazı olurdum, koşardım...

Ben daha neler düşlerdim seninle
Ben daha neler yapardım seninle
Ben bu dünyayı adam akıllı yaşardım.

Ağzından çıkan her kelime ayet olurdu
Senin gözlerinde gökyüzü anlam bulurdu
Güldüğünde cennet akardı içime...

Bi anda kaç nokta kaç olduğunu bilmediğim bir deprem oldu!
Gözümün önü karardı.
Bilmiyor muydun karanlıktan da korkardım ben
Beni neden karanlıkta bıraktın?
Kıymetine itimadım tamdı oysa ki...
Ama gözyaşlarım sağanakta akarken
Dedim sevdiğinden yaptı
O sevdiğinde ne yapacağını şaşırırdı...

İnsan sevdiğinden gider miydi?
Babamdan öğrenmiştim giderdi.
O da babam kadar yürekli demiştim!
Buna inanmak istedim
Aksi ruhumu neşterle parçalamaktı
Hem o bildiklerinizden değil
Paramparça olmanın tarifini hiç kimse yazamamıştı.

Kelimeler anlamını yitirdiğinde
Kalemi bıraktım
İçinde kelime olan herşeye düşman oldum
Her kelimede sen vardın
Karar verdim
Artık suskunluğun kitabını yazacaktım...

2 Ocak 2017 Pazartesi

Kesit

Buralarda öğrendiğim bir çok bilgi
Beklentimi de arttırıyordu elbet
Doğanın ince işlenmişliği 
Sabrımı yoğuruyordu elbet
Selamete bir takat tahammülü hızlandırıyordu elbet
Kimine göre derin kimineyse kefaret

Annemin ince fikirliliği
Bir sözüyle yetiştiriyordu bedenimi
"Misafire aç mısın denmez sofra kurulur"

Yetiştirir hayat birbirinin aracılığıyla
Bazen anne bazen kardeş bazen baba ve bir komşu
Bazen iç ses bazen kitap gösterir varoluşu

Tekamüle inanmak seyrettirir ruhu
Bedene indirgenen seyirsiz bir nezaket
Güfteye yol açan bir tını da marifet

Kendi adına inan ve sonuna kadar sabret
Kanunsuz işlere bulaş illegallık letafet
Okuyup gördüğün bir çok sayfa da kaygı
Inanç bu yolun en verimli kaynağı

Kuyu derin Yusuf'tan haber alan yok 
meydan da 
Serveti saklı melun Yusuf olmuş ormanda
Kalk gidiyoruz deyince sevgi aşk ince şuur
Keyfe keder bir yaşam alınan tek dal uğur
Sincabı cevizle kandırdın olan oldu
Oyunlarına inanan oyunlarından doydu

Ne diyordu Kafka
"Uyu uyan uyu uyan kepaze bir yaşam"
Kafka'yı anlamaksa aklın göklerine ulaşan
Anlık seyirlerimiz devreder umutlari
Bize kalan oyalamak ince yaratıkları...

26 Aralık 2016 Pazartesi

Leyl

Gece dediğin şey; negatifin pozitife dönmesi miydi? Tam tersi de olabilir miydi? Lanet olsun! Bu da mı göreceliydi...

Yarasaların konuştuğu vakit, Baykuşlarla çekişebilirim. Neden gece olunca varlıklarını hissettirdiklerini öğrenebilirim. Geceyi bir de onlardan gecelerce dinleyebilirim.

Günlerim karmaşıklaşsa da gecelerim sabittir. Saniyeyle değişen ruhum gece olduğunda stabildir. Varlığıma hayat veren o kudret, muhtemelen ruhumu gece bahşetmiştir.

Erken uyumaya karar verdiğimde sabitliğimden kaçtığımı net şekilde anladım. Kendimi sorguladım. Karmaşanın hapsolduğu bedenimle yaşamanın, dünyadaki görevim olduğunu farkettiğimde... Evet herkesin görevi vardı, bilincim açıktı. Yalpaladım.

Kusursuz bir gündüze değiştiğim kusurlu gecede huzur içindeyimdir. İnsansızlığın verdiği huzur yaşımın olgunlaşmadığını mı gösteriyordu? Oysa kendim olmama izin verilmeyen bu gezegen de sadece gece varolabiliyordum.

Neyse erken uyumalıyım, epey geç oldu.
Varolma savaşımdan kalan yaraları sarmam için gerekli bu aralar. Gece benden mahrum kaldığı için üzülecek, onu sadece ben yalnız bırakmadım. Öyle alelade değil, kendi dertlerimle dertlenip sigara çay yapmadım. Ben onun anlamıyla var oldum da anlam kattım. İlişkimiz böyleydi, sorgulamadım.

24 Kasım 2016 Perşembe

Düstura destur

Sürç-i lisanıma bir af talep ediyorum!
Haddim olmayarak yazdım,
Büyüklerimden özür diliyorum!
Cesurca başlamak istediklerimi,
Ezik fikirlerle iade ediyorum...

Korkarım zamanın, kuytu köşesindeyim,
Saygıyı saygısızca kovaladığım erdemdeyim,
Delicesine anlatmaya çırpındığım seferdeyim,
Kimisine yerdeyim, kimisine gökteyim...

Takar oldum pek fazla halden anlamaz seyrimi,
Seyirdekiler tuhaf, seyreden saygısızca derin
Kitap tutsak bırakmaz yakamdan da ayrılmaz,
Sözlerimin arkasına müziği de yerleştir,
Yine de tutmaz anlam, istemeyene
Uğrayıpta yorulmaz...

Kimine boş beleşim,
Kimine sahte ve dertsiz,
Kimine anlamsızım,
Kimine sert ve halsiz,
Kimine hayatın sakar kumarbazı...
Kimine bir tavşanım pek çoğuna tazı...
Kimine dertli tavuk, kimine asosyalim,
Seyrim küçük seferde kabulüm, avareyim...

Kimdim ben?
Bu kalıplar ne zaman var olmaya başladı?
Ne zaman izin verdim kimde telaş başladı?
Sûkunetsiz bir çene seyretmeden başladı...
Karar verdi bir labut hepsini yuvarladı...?

Sahtece başladılar
Pek çok isim taktılar
Kıymeti görmemek için
Durumla oyalandılar
Pireyi deve yaptılar
Hal sahibini konuşturmadılar
İletişemediler
Devam ettikçe etti
Seviyeye ne hacet
Savunmayı bırakıp seyretti
Konuşmaya ne hacet
Oyalanacak yer buldu
Bir köşede soyundu
Gözyaşları özgürce yanaklarında kurudu...

Destur deyin breh!
Üsluba gerek bir kaç törpü
Ağız kulak arası incitmeden bir köprü

Terasta ki küllükten rüzgar alır tozları
Bir kelime incitir, bir kelime kurtarır dostlukları
Anlamsız bir kaç söz kırıntıları
Olmaz artık görünen güven çölünün
Serap artıkları...

28 Ağustos 2016 Pazar

Kendimceleştirdiklerim

Sakladık samanı ama gelmedi ki zamanı
Bağda üzüm topladık, baka baka kararmadık
Kurtaramadık nasihatlarla kendimizi
Bok çukurundan bir türlü silemedik izimizi.

Belki dedik belki de horoz erken ötmüştür
Kapalı kapılar ardında gerçeği görmüştür
Atalara söz olmak için kendini feda etmiştir
Belki de bir ittir, cami duvarına gitmiştir.

Düşününce gafile kelam, nafile kelam
Kendi kendimizi yontmak asıl mesele
İnadına tebessüm, inadına dosta düşmana selam
İyilikten marazı getirmemekte mesele.

Senkron uzlaşmacı, hayaller telaşede
Becerebilrsek iyilik bizleri beklemede
Sol gözünden sağ gözüne her şey her an seyirde
Kendini bil diyor bilge kişi, kendini bilme mesele

Selvi boyluya rengi farklı yazmayı yakıştırma
Kendi derdine yoğunlaş başkasıyla karıştırma
Dertler de demokratik değil saygıyı bil bu noktada
Empati güçlü silah, savunanlar ortada.

23 Haziran 2016 Perşembe

Bu Hikaye

Gecenin sessizliğini dinlemek
Varoluşun anlamını kavramak
İşte gerçek! 
Kim bilebilir kaç dakika daha yaşayacağını
Ve kim bilebilir soluduğum her nefesin canımı yaktığını...

Korku...
İrade...
Güç...
Sükut...
Nesibe olmanın gerekliliğini
Bu gerekliliğin yerine getirmek üzere olan görevleri
Acıları...
Kıvranışları...
Bu hikayenin sonuna geldik üstadım
Bu hikaye bir daha başlamamak üzere bitti.

Bu müsvedde anlatmalı 
Öz benliği ve dostluk kıvranışının son dakikalarını...

Nefret ettiğim tarçın midemden çıkmak isterken
Tırmanırken mide duvarlarıma
Onun sağlıklı olduğuna inanışım midemde tutmaya yetiyor
Ancak bu kadar...
Bu kadar nefretime tahammülüm ve bu kadar istikrarım

Güvenmiyorum hiçbir canlıya
Bitiyor iletişim kopuyor güven ipleri
Bu hikayenin sonuna geldik üstadım
Bu hikaye bir daha başlamamak üzere bitti.

Yıldıznameye inanmayan kadar gerçeğim
Ve inananın sebepleri kadar sahte
Önüme asfalt dökme engellerden geçeyim
Belki yokluğu için dua eder
Varlığında sendelerim

Kelimeler kifayetli o "-siz" takısına aldanma
Cümlelerle var olur "-siz" takısı anlamda...

İşte böyle üstadım sivri sineğin saz olduğu yerdeyim...

Dedim ya biz bu hikayenin sonuna geldik be üstadım
Bu hikaye bir daha başlamamak üzere bitti.

14 Haziran 2016 Salı

Sonradan

Düşünceyi karalar duyguya yoğunlaşır
Sonradan anlar

Akla rest çeker kalbe hizmet eder
Sonradan anlar

Uyaklı şiirin ahengine kapılır manayı önemsemez
Sonradan anlar

Kırk tas suyu temizlik zanneder
Sonradan anlar

Tebessümü iyiliğin ilk adımı zanneder
Sonradan anlar

Lokman hekimi deva zanneder
Sonradan anlar

Yaşanacakları yaşar, bir Ahmet Kaya şarkısı çalar
Sonradan anlar

Kahvenin telvesinin adını fal koyar
Sonradan anlar

Ok geriye çekilir en uzak için
Sonradan anlar

Kayıp şehrin anahtarı kelimededir
Sonradan anlar

Geleceğe geçmişle bakamaz
Sorgulanacakları sorgulamaz
İhtiyaç dahilinde yaşayamaz
Alışkanlıklara hizmet eder, kendini korumaz
Huy edinir iyilikten nasip almaz

Sonradan anlamaz
Sonradan sorgulamaz
Sonradan kavrayamaz
Sonradan anlayamaz

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...