15 Temmuz 2017 Cumartesi

Taşlama?

Bildiğinin zannında savunmaları
Ürkmeleri boşa değil,
Yarım yamalak konuşmaları
Konudan konuya atlamaları,
Düşünceleri bildikleri top yekün yarım yamalak,
Yargılamayı sever, sevgi dolu kakalak...

Saygısızlık marifet ona göre,
Hatasının yüzüne vurulmaması,
Hatasını da marifet zannetmesine yol açar.
Ve kaçar, kendi gibi olmayandan,
Sürekli kaçar.
Sanki yandaşındır,
Sanki yoldaşın,
Zannedersin sevgi dolu güven ağacı
Her çeşit müslümana kendince hacı,
Tapınak ne demek ondan bi-haber
Yolu yok yolcu değil, boşluğa seferber...

Düşünce ne demek? Düşünmek nedir?
Saygın bir kaç söz, ona safsata gelir,
Taşlamalara da layık değildir.
Kim olduğundan bi-haber
Yolu yok kansızın, boşluğa seferber...

Al Capone diyordu hani;
"Zararın neresinden dönersen dön döneksindir."
Bu misal dönekliği marifet zanneder,
Yolu yok şuursuzun, boşluğa seferber...

Sözünü tutmayana atıp tutuyor,
Sadakatsize arkadan laf atıyor,
Yüzyüze gelince adamdan sayıyor,
İkiyüzlü mendebur kendinden bi-haber,
Yolu yok münafığın, boşluğa seferber...

Ters yüz algı açısı, kendini bilmez,
Sürü psikolojisini aklından silmez,
Devri devrandan bahsetsen benimsemez,
İşine gelince anladım zanneder?
Neyzen'den bi-haber
Edebiyata seferber...

Yokuş çıkamaz ciğerler iflas.
Kendini bilmediğinden, sözden anlamaz.
Kayıplarının şarkısından müzik uğuldamaz,
Kusmuk gibi bir yapı, edepten bi-haber
Yolu yok namussuzun, boşluğa seferber...

28 Haziran 2017 Çarşamba

Zihnim Koktu

Sakladığım şeyler hesap sordu,
Hepsi de soyuttu.
Kaçamak bakışlarımda
Soyutlar kayboldu,
Somutlar varoldu.
Kendimce uğraşlarım
Anlamlarımı yordu.
Dikkat dağınıklığım
Zihnimdeki kordu.
Soru cevaplarım
Benliğimi sordu.
Kim kime dum duma zihnimde,
Netliklerim kayboldu.
Durup dururken bakıp görürken,
Kendimle kendimi seyrederken,
Cevap yoktu
Zihnim koktu.

7 Haziran 2017 Çarşamba

Benden Senden Bizden

Dört mevsimin birleştiği yerdeyim;
Kimine soğuk, kimine sıcak,
Ne verilirse ona hitap eden;
Kimisine bilinmez kimisine darmadağın,
Birilerine de ağır gelir membaım...

Yıldızlara hitap edemem, utanırım,
Yağmura hükmetmek isterim,
Bu da benim ayrıcalığım...

Kılı kırk yaran bir zihniyet,
Ne kadar obsesyonsuz olabilir,
Ve yahut ne kadar dökülebilir,
Damlalara aldanmışken...

Halim ve ruhum, gam üzere yoğrulmuş,
Tavrım haki yeşil tadında, sezenler bulmuş,
Gül bahçesine yabancılaşmış, derine hapsolmuş,
Kendinden ziyade, kendine hazırlık,
Sezenler kaybolmuş...

Orkestranın heybetiyle ilgilenmiyorum.
Anlamı kavrarken sorgulamıyorum.
Olmak istediğime yavaşça ilerliyorum.
Görüp susuyorum, anlıyor belirtmiyorum.

Sükunet kabındaki, son damlayı da ben içtim.
Gördükçe içime taştım, dışarıya azaldım,
Bu mudur beklenen ve istenen?
Bu mudur beklediğim ve istediğim?
Bu mudur alem ve bu mudur sezdiğim?

Bıçak gibi dayandım, sertçe dayattım.
Dönülmez akşamın seyrine daldım,
Ensemdeki rüzgarın rehavetine aldandım...

6 Haziran 2017 Salı

Anlatımın Bozuğu

Evet mizacım sert benim.
Onu yumuşatmak istiyorsan, gevezelik etmeyeceksin.
Bu benim bana sözüm kimseye tebliğ değil. Kendime konuşurum hep ve yahut kendime yazarım.
Kaldırım taşlarından anlam çıkarır, yine kendime koşarım.
Oldum olası anlaşılmam bundan zevk alırım.
Gün geçtikçe kendimi güncellemeye uğraşırım.
Bakana değil, görene hitap ederim.
Arasıra geçmişi kurcalar seyre dalarım.
Dertlenmelerime yanarım lakırdıyı bırakırım.
Dert kötü zannederdim önceleri ağlatıyor diye,
Oysa en güzeliymiş yıkıyormuş bendimi ve sonunda varıyormuşum, yeniyormuşum kendimi.
Tabii bunun derinliğini kimse bilmemeli.
Bildiği kadarımı kabullenmeli,
Gerisi için seyreylemeli...

Kader kürsüsünün başında ya da sonunda,
Her birey kendine, her yargı başkasına.
Toplumsallığın getirisi, insan insana gerek,
Bakış açısı malum,
Bu sebeple kişi kişiye engerek.

1 Haziran 2017 Perşembe

Sabretti

Olmalıydı, yadırgandı, olmamayı seçti var olmamayı...

Küçücük bir kızdı,
Hatalar yaptı.
Tecrübelendi, helal-lendi, helalleşti,
Kahroldu, mahvoldu, kimi zaman yok oldu
Görünmezliği seçti.
İtilip kakıldığında göğüs germedi, vazgeçti.

Bir zaman geldi birileri onu seçti...
Herkesin oyununa dahil oldu, keşfetti.
Sabretti, mahvetti, kaybetti,
Kimsenin bilmediğini bildi, bilinmek istedi,
Serzenişteydi, halt etti.

Baktı gördü, anladı sustu, kaybetti.
Baktı gördü, anladı konuştu, kaybetti.
Sonuç hiç değişmedi...

Birilerini var etti,
Kendini kaybetti.
Selama nazar etti, kelamı ziyan etti.
Felsefesi oldu, olumladı öğretti.
Gidip gelmelerden yoruldu, sendeledi...
Israr etmedi kaybetti.
Çelişkilerin okyanusunda benliğini sorguladı,
Sosyal olgu da geleneklere atfetti.
Suçladı, yargıladı, aşağıladı,
İnsana insanca yenildi.
Dert küpü gibi davrandı, dertsizliği anlayamadı.
Tabiri caiz etti, kimse sorgulayamadı...
Karmaşıktı ruhu, elbet bedene de sindi.
Geldi, gördü, bildi, sonunda kendine yenildi...

Sustu, sustukça sustu, kaybetti...
Konuştuğunda da kaybettiğini hatırladı
Sessizliğinde keyif etti...
Anlamı anlamlamaya da yenik düşünce
Karar verdi, kendini var etti (!)
Kolay olmadı hiçbiri, sustu ve sabretti...

26 Mayıs 2017 Cuma

Eleştiri Gibi

Sura üflese de ferahlasa biraz,
İsrafil de darlanmış,
Onun vaziyeti beni çok alakadar ettiğinden değil umursayışım,
Acelem var...

Kıyamet kişinin kendi içselliği,
Toplu birlik bir kıyamete kendi ruhunda alamet ara,
Kara kuru bırakıp, beslemediğin ruhunda.
İki cümleyi hazmedemeyen, empatiyi bilmeyen ruhunda...

Bilinmezlik çukuruna ruhunu atıp bedene yüklenmişsin,
Derbeder vaziyette topluma yenilmişsin,
Asıl savaşı unutup egona hizmet etmişsin,
Aklınca; gelmişsin, görmüşsün, yenmişsin,

Suçlamalar tezgahta, bulaşıklarla aynı sırada,
Kim bakıyor aldanma, ruhun aynı durakta, belki biraz aşağıda...
Ruh ve beden, çizgi aynı, ikisi de arafta.
Kopuk kopuk, savruk savruk bekleme de durakta..

11 Mayıs 2017 Perşembe

Acziyet

Yarım bıraktığım yazılarım kadar şanslı olsaydım keşke...


Seramoni yapmadan protokol ehli oldum
Hayalim seramoniydi tabiiki yadırgandım
Umursamadan az ileriye dönük bakmak istedim
Dikiz aynasından baktığımı farketmedim

Koskoca yanılsama bedenimde hücrelerimde
Koşsam kendime varabilir miyim
Kelimelerle dans etmeyi sevsem de
Yazdıkça yazdım da
Misalim koşu bandıydı
Kendime varamadım
Kendime katlanamadım

Hep bir çaba hep bir gayret
Diyorum kendime "Az daha sabret"
Beceremezsen tabii bu topluma bir felaket
Alt et kendini diyorum çözüm değil alt etmek

Çelişkiler illegal boyutlarda değil
Bu benim telkinim
Knock out hayata karşı gösterdiğim iradem
Öz eleştiri kendim olmanin yokuşunda
Sağanakta seramonim
Umrumda acziyetim

Karmaşamın gücünden bahsederim
Bu benim sürekliliğim
Dolambaçlı yollarım gurur kaynağım
Dahiyane bir düzene hasret olmamaktı letafet
Sırılsıklam cesaret karmaşamda marifet...

28 Nisan 2017 Cuma

Söylüyorum

Çırpınıyorum...
Karayı bulamayan sandal gibi
Gidip gelmeyen zamana yakaran gibi
Kangren olmaya yüz tutmuş parmak gibi
Ağaran günde ay ve güneşin buluşması gibi
Güneş gibi
Ait olmadığı bedende yaşamaya çalışan ruh gibi
Duymaya çalışan göz
Lisan bilmeyene söz gibi
Kayıplarında debelenen cins gibi
Türden türe farklık gösteren embriyo gibi....

Dayanıyorum...
Güneşli günde kar tanesi
Son güne hasret tırtıl gibi
Ameliyatın son dakikasındaki anestezi
Anlam bulamadıkça çırpınan cümle gibi
Olur olmaz heryerde derdine deva arayan gibi
Kaktüs e gül diyen
Gelmeyeni bekleyen gibi...

Bekliyorum...
Su gibi, toprak gibi, hava gibi...

13 Nisan 2017 Perşembe

Monolog Değil

Önem sıramda sayı yok
Herkes önemli ahmak ruhumda
Küsmelerim dokusuz, yavan, meyili bol
Kesik çok ise ruh tamire muhtaç
Fazla uğraşa rest, belirleyemem ihtiyaç

Geri geldiğinde uzaklaşıp bak ruhuna
Kimler nerde organizmada
Tangır tungur yuvarlansan bayır aşağı
Tutacak olan var mı önem sıranda

Kendi kendime çekişmelerim
Söylenmelerim kendi kendime
Kayıt hep var gezegen ahlakında
Kendini yor, hazmet kendini

Kalemim bağımsız, ruhsuz, cesur
Anlayanı az farkındalığı gelişmiş
Hiç olmazsa bir şemsiye kağıdım kurşun yağmurunda
Umursamazlar cenneti umursayanlar cehennemi

Kafiye aradın bulamadın
Kafiye anlamda
Anlam aradın konduramadın
Anlam utangaç kalemimde
Saygı aramadın sevgi aramadın
Hepsi mevcut bende
Başkaldırır vaziyette
Asık suratlı kelimelerimde
Derinliğim hazmedilemez büyüklükte
Eli öpülesi saygım dopdolu dolu dizgin
5 duyu organım toplum sayesinde bezgin...

Yokuş

Hiç bir zaman...
Yokuşu çıkarken yorulmadım
Hep inerken yoruldum
Çünkü bana göre aynı yoldan inmek
Aynı olayların altını çizmek demek

Aynı taşa iki kez takılırsın
Hata olduğunu çoğu zaman anlamazsın
Gider gelirsin yaşam seferinde
Sürekliliğe kanarsın
Hatayı sahiplenirsin
Ders almadan döngüyü
Kusursuzca yaşarsın
Ani bir değişimle dertlerini boşarsın
Ya da saygısızca dertlenipte taşarsın

Bu ikilemle yaşadığını anlamak
Topluma bu gözlerle bakmak
Yorucudur eminim hem de bilirim
Karmaşam helalimdir toplumdan vazgeçerim
Kitaptan olan bir yumak hamurumla
Kendime biçerim kaftan seçerim...

30 Mart 2017 Perşembe

Şizofrenik Sesleniş

İnsanlarla aramda var evet duvar
Hepsini tek tek insanlardan aldım
Her biriyle mesafemi korumalıydım
Sırlarımı duvarlardan aşırmamalıydım
Strese yenik düşen bedenleri
Yormamalıydım, kuşatmamalıydım, kaçırmamalıydım
Hep istendi hep verdim
Kayıplarıma tuz serptim
Kokmamaları adına deri misali
Saydım sövdüm içimde devran döndürdüm
Gelip geçen birçok neden için
Kırıp geçtim kimi seçtim?
Kimsesizken seçemezdim
Seçip kendimden geçemezdim...

Konuşmaların yönü belli
Kendimleyken hep aynı kelimelerin dizilimi
Kuklalarla uğraşmaktansa kendime vefam
Şikayetim derdim ve devam...
Kimsesiz kalamam herkesle hiç olamam
Benim defterim benim kalemim kendimleyken solamam...

Karmaşık yazımı yazdım
Ruh halimi kazıdım
Kafiyelerden destek alıp
Anlamı karaladım
Ya da bulmaca misali
Bir kapı araladım
Çemberin dışındayım
Kendi kendime uğraştayım
Herşey yolunda korkmayın
Ama anlamımı yormayın...

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...