8 Ekim 2017 Pazar

Ağzımı Yoklama

Kelimeleri toparlamak
Güç gelir sevimsizim
Her konuya ilgili
Az biraz ilgisizim
Dünle bugün arasında
Kaybolur mehesizim
Simetrik düşünce kalıplarına
Dayanıksız isimsizim

Kimin derdi benim
Kim benim derdim
Kayıplarımın arkasında duramam
Geçmiş gün her gün  kalitemi sorgulatır
İnsanlar boğucu, laflara dayanamam

Dervişsem kelamım sükunet olmalı
İnsansız hava sahası tek yeşilaycı tarafım
Kelimeler pişmanlığım
Ağzımla yokladığım
Serzenişlerim bitmez
Kalem kelama merdiven
Oklarım on ikiyi bilmez

Yine benden bana birşeyler olmuş
Yazmak istemişim hayat kaybolmuş
Bir gün bir günü tutmaz, her gün yeni maraton
Koşturdukça değişir, gelişir, adaptasyon zorlaşır
Kaygı çukurunda hayat ağırlaşır.

Toplum

Diyordu bir yazar; "Hiç ön yargıyla aşağılandın mı?"
Ne doğru diyordu.
Toplumsallığın getirisinde yıpranma şarttır.
Toplumsallaştıkça yıpranırsın,
Takmadıkça kendin oldukça mutlulaşırsın
Kabullenilmedikçe yalnızlaşırsın...

Durkheim ne diyordu; "Insanı toplum intihara sürükler."
Doğru olmakla beraber
Nesibe de diyordu ki,
"Insanı toplum yazmaya sürükler."
Edebiyat hüzünden beslenir, depresiflik edebi yapar,
Ve yahut mutsuzlaştıkça yazasın gelir.
İletişim kuramadıkça yazarsın
İletişim kurabileceğin bütün varlıkların beklentisi telepati,
İlginç bir şekilde telepati kuracağın varlıkla iletişim içindesin...

Garip bir döngüyü paylaşmak istedim.
Toplumun müsaadesiyle,
Toplumdan öte, bireyden ziyade..
Buna sebep, telepati gelişmişliğimin olmaması.
Beklentileri karşılayamamam,
İletişimde eksik varlıklara
Telepatiyle karşı koyamamam...

20 Eylül 2017 Çarşamba

Öz Sancı

Fikirlerimin beni ele geçirdiği noktadayım
Tökezlemeye doyamadığım...

Bir kaç cümlem var hep kendime
Anlamını bulamadığım...

Çelişkilerin var ettiği bedenim beyinsel düzeyde yorgun
Empati kuramadığım...
Telepatisiz olamadığım...

Terk-i diyar mantığım stabil
Kendimden kaçamadığım...

Her tebessümü sonsuz isteyişim bencilce
Farkındalığımı saklayamadığım...

Çi'ye kıymet verdikçe
Üzüntüden kurtulamadığım...

Varlığımı yok etmenin çabasıyla
Boşa küreğe sarıldığım
An be an detaylandığım...

Tek başınalığım sorgusuzca ilgisizce hadsizce
Kendi kendime yaptığıma farkındalığım...

Tanrı'ya ait bu bedende
Ruhuma harcadığım
Çevreye harcandığım
Kabusla sonlandığım
Kendi elimle yaptığım
Detayla sonlandığım
Baş edememekte ki saflığım...

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Nasi(hat)

Kimsenin senin hayatındaki örneklere ihtiyacı yok.
Yaşanmışlıkların sadece bir anlatış olur ya da kötülere göre bir koz.
Nasihat kimsenin haddi değil, senin de...
Isteyen insan nasihatını kendi alır.
Her şey çabaya bağlıdır bu doğru.
Ama nasihat değil!
Unutulmuş bir kaç ayrıntıdandır bu da,
Unutmamak gereken önemli detaylardan...
Senin hayatın, senin tecrüben, senin kararın, senin seçimin, senin vazgeçişin...
Seninle başlar olgular ve seninle biter.
Bir el, bir dokunuş, bir mucize,
Topu palavradan ibaret!
Kendinle ve kendince bir renksin,
Farkındalığını geliştirdiğin sürece farkedeceksin.

16 Temmuz 2017 Pazar

Monolog.

Söylentilere kandım, kadir kıymet aldandım
Sessizliğe deparlandım, kuklalarla sonlandım
Tahminlerde çürürken, hayallere saklandım
Savaşlarda bir mağluptum, mağlubiyetle adlandım

Bal kaymak odaklandım
Tatlandıkça tatlandım
Sakince toparlandım
Arkalara saklandım
Savunanlarca paklandım
Korkuyla karalandım
Sadakatle haklandım
Her güne toparlandım

Geçmişle hesaplaştım
Geleceğe yaklaştım
Kendimle ağırlaştım
Sabırla selamlaştım.

Umutluyla

Solan çiçeğe zaman ayırıyorsun
Umudunu seveyim
Ruhunu kaçırmışsın
Cesediyle neden oyalanıyorsun
Ellerin soğumuş
Hadi gel gidelim, güneş bizi bekliyor
Solanla solunmaz demediler mi sana?
Sen küçüksün var olduğun bu dünya
Ve var ettiğin dünyan arasında bocalarsın
Bazen uykun gelir uykuya dalamazsın

Sen küçüksün, sana ders verilmez
Sana öğüt verilmez
Sana senin gibi bi can verilir
Sonrası sükunetle halledilir

Olayla, soruyla, kaskla ve hobiyle
Yolu bulamadığını sanma
Yol sensin, diğer herşey gelenekleri anma

Var oldugun icin tesekkur ederim
Gezegenime anlam kattın...

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Taşlama?

Bildiğinin zannında savunmaları
Ürkmeleri boşa değil,
Yarım yamalak konuşmaları
Konudan konuya atlamaları,
Düşünceleri bildikleri top yekün yarım yamalak,
Yargılamayı sever, sevgi dolu kakalak...

Saygısızlık marifet ona göre,
Hatasının yüzüne vurulmaması,
Hatasını da marifet zannetmesine yol açar.
Ve kaçar, kendi gibi olmayandan,
Sürekli kaçar.
Sanki yandaşındır,
Sanki yoldaşın,
Zannedersin sevgi dolu güven ağacı
Her çeşit müslümana kendince hacı,
Tapınak ne demek ondan bi-haber
Yolu yok yolcu değil, boşluğa seferber...

Düşünce ne demek? Düşünmek nedir?
Saygın bir kaç söz, ona safsata gelir,
Taşlamalara da layık değildir.
Kim olduğundan bi-haber
Yolu yok kansızın, boşluğa seferber...

Al Capone diyordu hani;
"Zararın neresinden dönersen dön döneksindir."
Bu misal dönekliği marifet zanneder,
Yolu yok şuursuzun, boşluğa seferber...

Sözünü tutmayana atıp tutuyor,
Sadakatsize arkadan laf atıyor,
Yüzyüze gelince adamdan sayıyor,
İkiyüzlü mendebur kendinden bi-haber,
Yolu yok münafığın, boşluğa seferber...

Ters yüz algı açısı, kendini bilmez,
Sürü psikolojisini aklından silmez,
Devri devrandan bahsetsen benimsemez,
İşine gelince anladım zanneder?
Neyzen'den bi-haber
Edebiyata seferber...

Yokuş çıkamaz ciğerler iflas.
Kendini bilmediğinden, sözden anlamaz.
Kayıplarının şarkısından müzik uğuldamaz,
Kusmuk gibi bir yapı, edepten bi-haber
Yolu yok namussuzun, boşluğa seferber...

28 Haziran 2017 Çarşamba

Zihnim Koktu

Sakladığım şeyler hesap sordu,
Hepsi de soyuttu.
Kaçamak bakışlarımda
Soyutlar kayboldu,
Somutlar varoldu.
Kendimce uğraşlarım
Anlamlarımı yordu.
Dikkat dağınıklığım
Zihnimdeki kordu.
Soru cevaplarım
Benliğimi sordu.
Kim kime dum duma zihnimde,
Netliklerim kayboldu.
Durup dururken bakıp görürken,
Kendimle kendimi seyrederken,
Cevap yoktu
Zihnim koktu.

7 Haziran 2017 Çarşamba

Benden Senden Bizden

Dört mevsimin birleştiği yerdeyim;
Kimine soğuk, kimine sıcak,
Ne verilirse ona hitap eden;
Kimisine bilinmez kimisine darmadağın,
Birilerine de ağır gelir membaım...

Yıldızlara hitap edemem, utanırım,
Yağmura hükmetmek isterim,
Bu da benim ayrıcalığım...

Kılı kırk yaran bir zihniyet,
Ne kadar obsesyonsuz olabilir,
Ve yahut ne kadar dökülebilir,
Damlalara aldanmışken...

Halim ve ruhum, gam üzere yoğrulmuş,
Tavrım haki yeşil tadında, sezenler bulmuş,
Gül bahçesine yabancılaşmış, derine hapsolmuş,
Kendinden ziyade, kendine hazırlık,
Sezenler kaybolmuş...

Orkestranın heybetiyle ilgilenmiyorum.
Anlamı kavrarken sorgulamıyorum.
Olmak istediğime yavaşça ilerliyorum.
Görüp susuyorum, anlıyor belirtmiyorum.

Sükunet kabındaki, son damlayı da ben içtim.
Gördükçe içime taştım, dışarıya azaldım,
Bu mudur beklenen ve istenen?
Bu mudur beklediğim ve istediğim?
Bu mudur alem ve bu mudur sezdiğim?

Bıçak gibi dayandım, sertçe dayattım.
Dönülmez akşamın seyrine daldım,
Ensemdeki rüzgarın rehavetine aldandım...

6 Haziran 2017 Salı

Anlatımın Bozuğu

Evet mizacım sert benim.
Onu yumuşatmak istiyorsan, gevezelik etmeyeceksin.
Bu benim bana sözüm kimseye tebliğ değil. Kendime konuşurum hep ve yahut kendime yazarım.
Kaldırım taşlarından anlam çıkarır, yine kendime koşarım.
Oldum olası anlaşılmam bundan zevk alırım.
Gün geçtikçe kendimi güncellemeye uğraşırım.
Bakana değil, görene hitap ederim.
Arasıra geçmişi kurcalar seyre dalarım.
Dertlenmelerime yanarım lakırdıyı bırakırım.
Dert kötü zannederdim önceleri ağlatıyor diye,
Oysa en güzeliymiş yıkıyormuş bendimi ve sonunda varıyormuşum, yeniyormuşum kendimi.
Tabii bunun derinliğini kimse bilmemeli.
Bildiği kadarımı kabullenmeli,
Gerisi için seyreylemeli...

Kader kürsüsünün başında ya da sonunda,
Her birey kendine, her yargı başkasına.
Toplumsallığın getirisi, insan insana gerek,
Bakış açısı malum,
Bu sebeple kişi kişiye engerek.

1 Haziran 2017 Perşembe

Sabretti

Olmalıydı, yadırgandı, olmamayı seçti var olmamayı...

Küçücük bir kızdı,
Hatalar yaptı.
Tecrübelendi, helal-lendi, helalleşti,
Kahroldu, mahvoldu, kimi zaman yok oldu
Görünmezliği seçti.
İtilip kakıldığında göğüs germedi, vazgeçti.

Bir zaman geldi birileri onu seçti...
Herkesin oyununa dahil oldu, keşfetti.
Sabretti, mahvetti, kaybetti,
Kimsenin bilmediğini bildi, bilinmek istedi,
Serzenişteydi, halt etti.

Baktı gördü, anladı sustu, kaybetti.
Baktı gördü, anladı konuştu, kaybetti.
Sonuç hiç değişmedi...

Birilerini var etti,
Kendini kaybetti.
Selama nazar etti, kelamı ziyan etti.
Felsefesi oldu, olumladı öğretti.
Gidip gelmelerden yoruldu, sendeledi...
Israr etmedi kaybetti.
Çelişkilerin okyanusunda benliğini sorguladı,
Sosyal olgu da geleneklere atfetti.
Suçladı, yargıladı, aşağıladı,
İnsana insanca yenildi.
Dert küpü gibi davrandı, dertsizliği anlayamadı.
Tabiri caiz etti, kimse sorgulayamadı...
Karmaşıktı ruhu, elbet bedene de sindi.
Geldi, gördü, bildi, sonunda kendine yenildi...

Sustu, sustukça sustu, kaybetti...
Konuştuğunda da kaybettiğini hatırladı
Sessizliğinde keyif etti...
Anlamı anlamlamaya da yenik düşünce
Karar verdi, kendini var etti (!)
Kolay olmadı hiçbiri, sustu ve sabretti...

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...