4 Aralık 2015 Cuma

Sayrı*

Tüm bu sorular can sıkan iki savaş arasında olurken,
İnsan çok mu aciz kalıyor iyiyle kötü delirirken.
Kıymetsiz bir şuurla yola çıkınca, hep mi patlak verir hayaller...

Gidersin bir yere, yol güzergahında takılır aklına bir pencere
Saklıyorum yalanlarımı kendimle iç içe yaşarken,
İşte bu başka bir şey...

Kibir kokuyorsun yine
Ulu ağaç, saygısızca ve kibirle yıpranmış yaprakların
Sana su dökmek ne haddimize!
Yağan yağmurun ululuğunda serzenişe doymuşum
İğrenç bir meziyetle yüreğime gem vurmuşum
İpi asınca tavana, yorulup kaybolmuş
Denizden ziyadeyim, sarhoşken kudurmuşum
Kim bilir belki bana üzülen var hesapta
Kırık tabut farkındalık imtihan da kitapta

Saklamadan, oyalamadan, saklanmadan, oyalanmadan,
Devam etmek lazım, levhaları sormadan
Kurt adamlı bir hayat, merhabalar da kainat
Yolda hiç yorulmamış, kuş cıvıltısıyla uyanmış
Üşürken de sevinmiş, yangına ağlamamış

''Carpe diem'' derken de geleceği sorgulamış
Sormadan söylemeden merakta bırakmamış
Deniz dalgası şarkı
Sahilde onun farkı
Kırık dökmek nankörce 
Tabiatta bir lehçe
Kim derdi ki bu kadın
Derinlerde gezinmiş 
Ceylandan halliceyken
Aslanlarla geçinmiş...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...