Zamanla konuşurken daha az kelime seçer, yanlış anlaşılmamak için daha dikkatli davranır. Yaptığı her işi birkaç kez kontrol eder. Hata yapmamak için değil, varlığını kanıtlamak için. Çünkü bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey suçlanmamak değil, görülmektir.
Böyle durumlarda kişi kimseyi hedef almaz. Sadece içinde taşıdığı yorgunluğu anlamlandırmaya çalışır. “Belki de ben abartıyorum” diye düşünür, sonra yine aynı sessiz ağırlıkla karşılaşır. Günler birbirine benzer; gülümsemeler biraz daha kısa, suskunluklar biraz daha uzun olur.
Yine de insanın içinde küçük bir direnç kalır. Çünkü herkes saygı görmeyi, emeğinin değer bulmasını ve huzurlu bir ortamda var olmayı hak eder. Bir gün bu ağırlığın kalkacağına dair umut da tam orada, sessizce durur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder