Şimdi baştan anlaşalım: Kedilerle derdim yok. Kedilerle ilişkim yok. Çünkü ben korkuyorum. Bildiğin, bayağı, dümdüz korku. Hani siz “Aaa bir şey yapmaz kiiii” diye uzatırken ben içimden küçük çaplı bir hayat muhasebesi yapıyorum.
Ama gel gör ki memlekette şöyle bir hava var: Kediden korkuyorsan ya kalpsizsin ya potansiyel kötü bir insansın. Bir tık daha ileri gidersen, sanki gizli gizli suç işleyecekmişsin gibi bakılıyor.
Arkadaşlar… Ben sadece korkuyorum. Korku bu. Hobi değil, tercih hiç değil.
Kedi beslemeyi seven komşularım sayesinde kapımın önünde on tane kedi bekliyor. Ben de kapıda bekliyorum. İçeri girmek için. Çünkü o kalabalığı yarıp geçmek benim için “Haydi bakalım Survivor başlasın” gibi bir şey. Siz video çekip “Ay ne tatlılar” diyorsunuz, ben aynı sahnede terliyorum.
Besleyin, tabii ki besleyin ama bunun mesafesini ayarlamanız gerekmez mi? En az kedilerin refahı kadar insanların refahını da düşünerek?
Bir de şu var: Sürekli “Kedilere yardım ediyorum, onları düşünüyorum” diyen bir kesim var. Harika gerçekten.
Ama aynı hassasiyet, kediden korkan insana gelince bir anda yok oluyor. O zaman ne oluyor? "Abartma ya."
Abartmıyorum. Bu benim gerçekliğim.
"Kedimi istemiyorsan gelme" bakış açısı var mesela. E gelmiyorum zaten. Çünkü korkuyorum. Ama bu, seni sevmiyorum demek değil. Bu, kedinle rekabet ettiğim anlamına da gelmiyor. Bu sadece benim sınırım.
Kedi tüyünden rahatsız olan var, kokudan rahatsız olan var, çocukken kötü bir deneyim yaşamış olan var… Herkesin hikâyesi var. Ama bizde hikâyeler değil, sloganlar konuşuyor: “Kedilerden korkan insan sevmiyordur.” Yok öyle bir şey!
Bir de şu ‘alışırsın’ ısrarı var… Alışamıyorum. Hatta inanır mısınız gizli gizli alışmaya çok çalıştım sırf dışlanmamak ve suçlu gibi görülmemek için ama olmuyor. Korkumu küçümseyip üstüme gelmeniz, beni düzeltmiyor; sadece daha çok geriyor. İyi niyetle yaptığınızı biliyorum ama iyi niyet bazen en yorucu baskı şekli olabiliyor.
Empati tek taraflı çalışınca adı empati olmuyor.
Bir de şu psikolojik analiz meselesi var… ‘Kediden korkuyorsan baskın karakterlisindir’ falan. Yok öyle bir şey. Belki de benim zihnimde o kedi, saldıran bir kurt gibi yer etti. Travma dediğin şey mantıkla çalışmıyor zaten. Beni çözmeye çalışacağınıza, korkuma saygı duyun.
Kolektif yaşam dediğimiz şey, sadece hayvan sevgisiyle olmuyor. İnsanların korkularına da yer açmak gerekiyor. Ben senin kedine saygı duyuyorum. Sen de benim korkuma duy.
Ben kedi düşmanı değilim. Ben korkan bir insanım. Ve korkmak, insan olmanın en eski, en temel özelliklerinden biri. Beni düzeltmeye çalışmayın. Kediye gösterdiğiniz anlayışın birazı bana da yeter!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder