23 Şubat 2016 Salı

230216

Yine karmaşa üst düzey yönetici
Ve birçok safsata, kontrolsüz ezici
İnsan olmanın ilmine erişememek kahredici
Fayda vermeyen ilimler sansürlü, yok edici

Geri vites ulaştırıyor kimisini dümene
Yavaşça varıyor gideceği hedefe
Kimsesiz hissedince, dolduruyor sürahiyi
Yavaşça zapt ediyor,  yanakta ki inciyi

Durup dalıyor, manik haller hayata
Sabra gerek görmez, heveslenmez sebata
Şiir denince zanneder akrostişten ibaret
İntihara meyilli depresif, sağ taraf der: idare et

Melekler günahsızsa sağ sol neden kavgada?
Sol neden şeytanı dinliyor sorgusuzca?
Sual sormak dogmatizme vurulan bir darbedir
Kafa karma karışık, kir pastır harabedir

Aklının tozunu al, al ki kafan dinlensin
Sordukça toz alınsın, pırıl pırıl hükmetsin
Çamura düşen altın; aklındır yıka onu!

Karmaşan yavaşça tükensin, 
İşte soldakinin sonu…

Birkaç tane soruyla bakış açını genişlet
At gözlüğü yakışmıyor, kelimeleri seyret…

10 Şubat 2016 Çarşamba

Rehavetli

Heybetli bir  gecenin kahrolan ufkundayız,
Kahrolan bir karanlık perilerimi besler,
Hayrın içinde ki şer ayakta, korkmaktayız,
Sevimsiz geçimsizlik gündüzsüz ilişkiler...

Zamanın gerisinde yaşayanlardanmışım,
Kangallarla bir nevi uğraşanlardanmışım,
Görünmezi fütursuzca sorgulayanlardanmışım,
Geri gelmeyen zamana aldananlardanmışım...

Desturu yok mendeburun eleştirmek haddi imiş,
Sıkılmış hayattan rehaveti saadetliymiş,
Kompleksinin farkına varmaktan korkarmış da
İtirafsa kendinden "olamazmış" o da farkında...

Karmakarışık sürahi, senli benli heybetli,
Her dize ayrı dalga, hepsi ayrı vehametli,
Kış uykulu yaşamla insan aciz saadetli,
Kıymet bilmez destursuz yaşamından haberli...

Ayrı koldan dört dalga, sevimsizlik ufkumuz,
Yeter ki eleştir de, insanoğlu destursuz,
Kaybolmak ile yalnızlık aynı şeymiş sorumsuz,
Kükremeden bir dinle, nefesi bile uğursuz...

Sen radikal söylersin, ben radikal yaşarım.
Lafla oyalanırsın, çaktırmadan koşarım.
İyi, kötü ve yahut yorumsuz yaptıklarım,
Sana göre günahtır, diğerine pek ayıp,
Seyret güneşin doğuşunu, hikmetinle sen besle,
Birlikte doğarsınız, çok istersen hevesle...

15 Ocak 2016 Cuma

Bölüm 1

Bir labirent …

Gidildikçe yazısız, sözsüz taşlardan ibaret. Kuşlar neden yok gökyüzünde? İlerlememeye yemin etmişler diye duydum. Kulağımda  Flunk-Blue Monday, sabahın ilk ışıklarında sahilde nefesimi kontrol etmeye çalışırcasına yürüyorum… Merakım adımlarımı geçiyor, hissediyorum. Derdim ve dermanım ikisi de gökyüzünde… Biliyorum ya yine de bu tür çaresizliği alelade görüyorum.

Ontolojinin ; felsefesini, sosyolojisini, kültür durumunu düşünerek yürüyorum. Ontoloji çok derin, kendine dürüst olan insanlar derinliği daha iyi kavrarlar. Bundandır kavrayamadan dalışım ve orada boğuluşum…

Rastlantısal  bir durum. Sahil kenarında,  bir yaşlı çift konuşmaya oldukça müsait. Birde Sibirya kurdu yanlarında…

Bankta oturuyorlar denizi seyrediyorlar saat 9.00. Yavaşça yaklaştım yanlarına. İnce çizgiler ve yaşam çöküntüsü imza misali suratlarında. Konuşmaya cesaret edemedim. Onlarla konuşup bir şeylerin sebebini sormak küstahça geldi.

Böylesi durumlarda insan olmak yetmezdi. Yaşının ilerlemesi de yetmezdi. Böylesi durumlarda imzaların hakkını vermek gerekirdi. Merakıma yenik düştüm yine de sordum.
“Neden bu kadar boş gökyüzü?”

İkisi birden bana baktı. Köpek huysuzlandı. “hişşş” diyerek köpeğe zararsız olduğumu bildirdiler.

İkisi birden ayağa kalktı. Bana baktı sonra aynı anda tekrar oturdular. Yüzleri denize dönüktü…

Bekledim… Cevap vermeyeceklerdi herhalde.

Az ilerdeki banka oturdum. Dizlerimi karnıma kadar çekip denize daldım. Bu manzarayı ne zaman görsem sigara yakardım. Yine öyle yaptım…

Yanıma yaklaştı bir çocuk. “ Abla bir tane mendil alır mısın?”

Çıkardım cebimdeki bütün bozuklukları bir tane mendil aldım. Çocuk sevinçle simitçiye koştu. İki simit birden almanın heyecanında simitleri yiyordu, neredeyse çiğnemiyordu.

O an bir gölge belirdi önümde…

Bağırarak “Gökyüzünün neden boş olduğunu merak eden sen misin?” dedi.

“E… evet” diyebildim korkmuştum.

Adam söze başladı; “Kaç yaşındasın? Dur söyleme tahmin edeceğim. 25 mi? Düşüncelerin ne?  Sosyalistsin. Dinin ne? Ateistsin. Erkek arkadaşın var mı? Var.” Ve hakkımda daha bir sürü soru ve cevap.

Adam bana cevap hakkı vermeden anlattı beni bana. Alakasız bana. Sonra da bağırarak söylenerek, ilerledi.

“İşte bu yüzden. İşte senin gibi insanlar yüzünden şuanda gökyüzü boş. Lanet olsun! Defolun bu ülkeden. Ne İslam’ı öğretiyorlar, ne edebi ne hayayı. Namussuz kız çocukları, bir koca nesil yetiştiriyorlar. Gökyüzünün boşluğu sizin yüzünüzden! Sizin yüzünüzdennnnn!” diye bağırarak ilerledi.

Ağzımı açacaktım, konuşacaktım, gözlerim yuvalarından çıkacak gibiydi. Skleram kızarmış göz kapaklarım ağırlaşmıştı. Sol tarafımı döndüğümde yaşlı teyze ve amca bana tebessüm edip tekrar denize döndüler yüzlerini.


Sanki bana cevabı aldın mı dercesine….

Sonra bir kuş geldi, sürüsüz yalnız tek başına…


13 Ocak 2016 Çarşamba

Aggression

Dalga geçiyor müsvedde insanlar,
Bu türün sadece kağıdına hürmetim var.
Kahrolsun vasiyeti nasihatsız murisler!
Varlıkları karınca kadar.
Zanları bilgilerinden büyük,
Zavallılar hicvime rastladılar.
Kalemimin ağırlığı dilim kadar.
Hafife alanlar bilmiyorlar iğne misali batar!
Nihayet…
Kuytu köşelerde duyguya radar…
Sevdanın ömrü işte bu kadar…

3-5 tane konuşan varlık toplamı olmayan.
Kendince "şut" ve "golü" eğlence sayan,
“it” desem hakaret olur vajinismus bayan,
Tavuk daha faydalı ondan yumurtlayan.
Kopasıca dili durmaz dalgalanır,
Tavuk misali boktan medet umar, ondan faydalanır.
Sessiz ya bizim kız!
Geviş getirenlerle daha iyi anlaşır!
Yürek yemişçesine ironiye bağlanır.
İki seven bir sevmez masumca kahırlanır!
Kükrer hiddetinden haline ağlanır,
Kezzap içse olmayan yüreği pahalanır,
Savunduğu görüşler derinliksiz ve seyirde?
Freud'un felsefesi az gelir de,
Kapitalist seks zevkini felsefe sanır.
Satış konusunda umman bilgi varlığı,
Pazarlamacılara taş çıkarır!
Yolu net değil bedeni tek varlığı,
Konuşması da bayağı net, tehlikede sağlığı!
Saklıyormuş kendini evleneceği denyoya,
Uzay'dandır misafir oğlan güvenilmez her toya.

Dalga geçmek olmuş hayat felsefesi,
Ciddiyetsiz bir sürü halinde insan silsilesi,
Baksan yok etrafında candan kimsesi,
Bir beyin ameliyatı, yorulan psikoloji ve insan kümesi...

Git gelme buralara benim horozum yok.
Yaşadığım yer çöplük mü bir etrafına sor,
Sükuneti bilmeyenle inan ki çok zor…

Kor alev tamu zihniyet,
Temiz gönlüme selam et!
Olduğun gibi gel şekline itimadım yok.
Ve yine yeniden zihnini bunalıma sok.
Parayla iyi anlaş, merhametten kork.

2 Ocak 2016 Cumartesi

Dişi Cins

Gidemezsin tek başına
En modern sensin
Ahlak kuralında, kimsesizsin
Eteğinin boyundan, kaşındaki tüyüne
Sutyeninin renginden, kolundaki künyene 
Evindeki perdeden, çocuğunun ismine
Seyrettiğin tepeden hayaline, bendine
Öz güveninden lafının anlamına
Sokarlar bir kalıba, küfrün temeli sensin
Loji'ler sayısızca sana yoğunlaştı da
Topluma yorulmadı, akademik yayınlar
Kaldı öylece tezler çürütülse de boşa 
Dalgalanmalar, laflar, bacak arasından başlar
Sevgi özel bir şey at onu bir kenara
Saygı da duyulmadın hiçte var olamadın
Arabistan'da örnek canlı gömüldü bebekler
Şimdiki hale şükretmemizi istiyor veletler
Boş laflarının detayı kadının beynindedir
O ince analiz yiğide, yoğurt yedirir
Olmamalı üstünlük mücadeleleri boşa
Taarruzdan çıkında gidilmesin hep hoşa
İki cinsiyet birbirine saygısız
Bir üstünlük mücadelesi ki erkek kaygısız
Hududunun derini yok boşa çırpınır kürekler
Sekste işe yarayan kadına çarpar yürekler



“18 yaşındaydı habip
Babası bir numara hatip
Sevdiği kızın kalçası büyükmüş de sevmiş
İki oğlan bakmış da aşkı da hemen bitmiş
Adamlarda suç yokmuş
Bu kız meğer dar giymiş” 

 (basitçe verdim örnek, gerçekleri yazılmıyor,
hem bitmiyor yazmakla hem de can acıtıyor...)

Meryem Ana'nın vajinasının olmadığını düşünen bir zihniyet
Namusu bacak arası sanır tükürdüğüm tiyniyet
Basite alın beni kadın kadının yanında
Yürekli erkek yok ki eşitlik yok tarzında
Ya üstün tutar kadını ya erkek en işe yaramaz
Gerçekleri zırvalar pirim yapmayan anlamaz
Bu yazı konunun özetinin çeyreğinin çeyreği
Kopuk ipler eldedir elbet görür gerçeği…
İyi geceler millet, saygısız uykunuzda
Kalıba sığdırmayın desem değil umurunuzda
Kükremeyin sel gibi bendiniz aşılacak gibi değil

Okumayan toplumsa cevapsız sorunuzda.

19 Aralık 2015 Cumartesi

İklim Coğrafyası


Ölçüsü çok kıymetli
Uyan olmaz ne çare
Kan damarda sevimli
Savaş yapmak bahane
İnsan olmak kolay mı?
Konuşmak, tokalaşmak
Sezmek, görmek devrim mi?
Hayvandan fark okumak
Hissi yok zannedersin de
İnsanlar anlaşamaz dersin
Kanırtır illa ki üstünlüğe sevdası
Kayıp gider elinden ömür budalası


Akşam vakti kederli, gece üstün şahane
İlla ırkçılıksa mesele gece gündüzde
Evet!
Üstün olan gecedir
En büyük ırkçı benim
Bununla da kalmam da
Üstünlüğün zaferini eylülleştiririm

Sonbahar, eylül, gece
Nazarlıklı ırkçıkığım derim
Önemserim severim
Sevmekle de kalmam da
Üstün tutmayana gücenirim

Eylül'ün ırkçılığıyla kan dökülmez
Eylül kavga sevmez
Sonbahar'ın üstünlüğüyle kan dökülmez
Sonbahar vahşet sevmez
Gecenin şahikasıyla kan dökülmez
Gece geçimsizliği sevmez

Sonbahar, eylül, gece
Nazarlıklı ırkçıkığım derim
Önemserim severim
Sevmekle de kalmam da
Üstün tutmayana gücenirim...

Uzun lafın kısası, davam hassas ve galip
Sonbahar ülkem, Eylül memleketim, ben nefesine sahip
Gece benim hüznüme beklentisiz talip
Bense kalemden yapılma sessiz sedasız hatip.

Dolaşık

Gıptayla bakıyordu hayata
Sakladıkları açıkta
Göz yumuyordu konuşanlara
Sükunet düsturu olmakta

Kambur durur sevimsizdir
İç dünyası acıyla sevişir
Asık suratlılık tebessümle gelişir
Sosyallik de saçma gelir

Kusmak ister acımasız hayata
Sebepsiz değildir geçmişi ortada
İnsan değil mi insanın kuyusunu kazan
Hayat zaten kazı kazan, iyilik zorbalar da

Baskın birkaç fikir soyunur tam ortada
Kehribardan hallice çakıl taşı kumbarada
Kükrer, aslında biraz acemidir nemrut
Çığırtkanlıkla olmaz ay ışığı kapıda

Temkinsiz yaklaşarak yılandan medet umar
İletişimin gücü açıktaki ihtimal
Terazideki adaletsizlik
Saklanamaz çaresizlik
Adaleti savunansa geçimsiz
Bu ne berbat şiir
Yazdıkça kafiyesiz...

13 Aralık 2015 Pazar

131215

Evet, deniz sana söylüyorum,
Kuşlar da dinlesin izin veriyorum,
İnsancıklara yaşadığım kadar,
Arkama bile bakmadan, usulca
Sözde değil özde güvenmiyorum...

İstikrarsız tartı iş başında 
Kalibrasyon fena işlevi hat safhada
Kem kümlü bir gece yıldızsız, kayıpta
Destur vermez ki gündüz itinası her dalda
Sahil kasabası mı yine hayalin?
Tek farkın memleketin, sevimsiz şuurunda
Birbirine benzeyen şu insan ne acayip
Varlığı kopuk olmalı, ibresi namüsait

Ben somurturum ciddiyetsiz ortamda
Dalga geçenlere sempatim yok hayatta
Düstur bende budur kalabalıklarda
Obur insanlığa saygım yok bu nokta da
Üretmektir varlığım,
Aksine kirli tüketim sahalarda!

Kafiye mafiye hepsi hikaye
Anlatmak istediğim delirir beynimde
Küfrü pek bi severim yakışanda sermaye
Değil mi ki insanlık yakışanı yapandır
Söz söylese de gümüşten bi haber olandır

Derin yollar bitmiyor sandal ağır gitmiyor
Köydeki huzura deliler erişiyor
Sanki bir söz fazlaca yaşıyor, hoşuna gidiyor
Kalpte saklı zikir ömür hızla bitiyor

Dervişin fikrini zikriyle bilirmişsin
Ağzından çıkan sözle semaya erişirmişsin
Kayıp bir meziyetle kelamdaymış varlığın
Bir kum tanesi kadar sürer istikrarlığın
Gol olmadı fanatik üzülmene değmez ki
Süspansiyon hayalin gram la eşleşmez ki
Kulvara dayanamaz rekabet kestirmeli
Cingöz bir varlıkla karmaşa istemez ki

Varoluşun karmaşa, kutuplanmalar tezat
Kişilikte olmaz ki görünmeyen bir mezat
Düşünmeden kelam et sonra işler hep kesat
Sefil köylü umarsız, öğüdü bolca sebat...

4 Aralık 2015 Cuma

Sayrı*

Tüm bu sorular can sıkan iki savaş arasında olurken,
İnsan çok mu aciz kalıyor iyiyle kötü delirirken.
Kıymetsiz bir şuurla yola çıkınca, hep mi patlak verir hayaller...

Gidersin bir yere, yol güzergahında takılır aklına bir pencere
Saklıyorum yalanlarımı kendimle iç içe yaşarken,
İşte bu başka bir şey...

Kibir kokuyorsun yine
Ulu ağaç, saygısızca ve kibirle yıpranmış yaprakların
Sana su dökmek ne haddimize!
Yağan yağmurun ululuğunda serzenişe doymuşum
İğrenç bir meziyetle yüreğime gem vurmuşum
İpi asınca tavana, yorulup kaybolmuş
Denizden ziyadeyim, sarhoşken kudurmuşum
Kim bilir belki bana üzülen var hesapta
Kırık tabut farkındalık imtihan da kitapta

Saklamadan, oyalamadan, saklanmadan, oyalanmadan,
Devam etmek lazım, levhaları sormadan
Kurt adamlı bir hayat, merhabalar da kainat
Yolda hiç yorulmamış, kuş cıvıltısıyla uyanmış
Üşürken de sevinmiş, yangına ağlamamış

''Carpe diem'' derken de geleceği sorgulamış
Sormadan söylemeden merakta bırakmamış
Deniz dalgası şarkı
Sahilde onun farkı
Kırık dökmek nankörce 
Tabiatta bir lehçe
Kim derdi ki bu kadın
Derinlerde gezinmiş 
Ceylandan halliceyken
Aslanlarla geçinmiş...

3 Aralık 2015 Perşembe

Muvazenesiz.

Ciddiyetim namıma yaraşır vaziyette
Geçen ömür payda da, pay olan keyfiyette
Şair mair değilim duygular seyahatte
Boş akla balık tuttum okyanustu kehanette.

Egon doyduğunda açılınca gözlerin
Belki yeniden tiksinçce sevebilirsin
Diyorum, dinletemiyorum, 
Önemsiyorsun, anlıyorum, söz geçiremiyorum...
Her kelamın değeri cümle içinde belli olur
Senin hayat içinde yoğurulduğun gibi kıymetsiz, 
Kıymetine olan kıskançlığın kelam ile kavrulur
Ben bülbül eti sevmem Ahmet Haşim'e de pek uymam.
Belli değil bir çok şey, sevmediğime kıymam.

Koklamadan çiçekleri
Över beni bir serseri
Belasını bulmamış önceden avutulmamış
Geçmiş kiniyle, bir temaşaya dalmamış
İstese dünyaları kibrit ile yakarmış
Saklambaç seviyor belli ceylandan halliceyim
Duygusuzdan ziyade kelamda belirirceyim
Neyse kini kurusun sevgisi amansız, dursun
Kıpırdarsa yakar da sözümüzü bellemez
Kitaplardan alıntı sevmeyi öğrenemez

Kudurmuş dedi deniz Ahmet Kayalı bir akşam
İçiyoruz tabi çay, kudurmaya niyetsizim, denizden ziyadeyim
Severken pek incitir hırpalar öğrenirim
Boşvermişliğime kaçak demli bir çay, sigara
Beni orada değil özümde burada ara
Çaya bakınca kendimden parçalar görüyorum 
Sigara da gelince aniden beliriyorum
Tamamıyla bu benim
Dengesiz şizofrenim

Mutlu muyum? haşa! Akıllılar dururken
Bana kalmaz yudumluk kafada delirirken
Şimdi büyük serzeniş, ne? nasıl olacak?
Bu sorular yine boş, 
Cevabı dumanım duyuracak
Her şey de herkes biraz var, tabi ki, elbette,
Kırık ayna müstehcen bakıyor fena, aheste
Gider inşallah kibir sevimsiz suratımdan.
Bu konuda ders aldım dünya Sırat'ımdan.
Vitamin yine hafif övünç nakaratımdan.
Serden geçer bazen kelam bilinir suratımdan.

Kelimelerin olduğu yer cennet mekan anlarım
Burada huzura erer kendimi tamamlarım.
Yalnızken kelime daha çok işe yarar
İletişimle bazen, dile kültüre zarar.

24 Kasım 2015 Salı

Mudil Kelam

Çok enteresandır aşk.
Hani ne kadar ''enteresan'' algınız varsa, herkesin meşrebine göre o kadar işte.
İlla karşı cins gerektirecek kadar da dar anlamı yoktur. O kadar da geniştir.

Seviyor sevmiyor oyunu oynayalım hadi papatyalarla, bu aşkın güzel yanıdır,
Terk edildim ağlıyorum bu da aşkın güzel yanıdır,
Terketmek zorundaydım, bu da aşkın güzel yanıdır
O'nu görünce utanıyorum, bu da aşkın güzel yanıdır
Ve daha bir sürü şey...
Hepsi aşkın güzel yanlarıdır
Bunların ortak noktası sana yazdırır
Yazarsın, çizersin kalem kağıt yoldaşın olur.
Ağlarsın ve yine onlarla gülersin...

Kafası karışık olan herkes beni anlar
Monoton düz insanlar zaten başlığa bakar okumaz
Karmaşa insanıyım ben belki de bu yüzden en çok griyle anlaşırım
Mavi bana göre fazla net, siyah mı hayır! Yüzüme vurur günahlarımı
Ya beyaz? Bana göre fazla temiz,...

Sevmek konusunda da fazlaca karmaşığımdır
Bir kitapta okumuştum;

''Onu seviyor muydum? Ve birkez daha bu soruyu nasil yanitlayacagimi bilemedim, daha dogrusu belki yuzuncu kez ayni yaniti, ondan nefret ettigim yanitini verdim. Evet, ondan nefret ediyordum. Kimi zaman ( ozellikle de her konusmamizin sonunda) onu bogmak icin omrumun yarisini seve seve verirdim! Yemin ederim, keskin bir bicagi onun gogsune yavas yavas saplama olanagini bulsaydim, bundan korkunc bir zevk duyardim. Ama yine de en kutsal seyler uzerine yemin ederim ki, Schlangenberg'in en yuksek tepesinde bana eger " kalbini asagi at" dese, hemen atardim, hemde seve seve.'' yazıyordu.

Benim hissettiğim aşkı en güzel anlatan cümleler kullanılmıştı
Fakat insanların empati yeteneği gelişmedikçe
Kendilerince telepati kurup durumu kurtarmaya çalıştıkça
Ve aslında iyiden iyiye başaramadıkça
Bu karmaşık duygular anlaşılamayacak

Ben Eylül kadınıyım
Düşen yaprakların hesabını bana sormayın
Ben de o yapraklardanım...

B.A.M 1.kız ve 2.kızın hikayesi

Yıllar sonra, güneşli bir tatil gününde ailenin büyüdükçe kalabalıklaşan masası yeniden kurulmuştu. Çay kaşıkları bardaklarda ritmik sesler ...