Hafif puslu bir sabah,
Griye bulanmış sokaklar,
Ardımdan yankılanan karga sesleri,
Sanki unutmamı istemeyen hatıralar.
Bir taş kadar ağır düşünceler,
Beni omuzlarımdan çeker,
Nereye gittiğimi bilmeden,
Yolun kendisi oldum yeter.
Bir eşiğim yok, bir anahtarım,
Düşlerim bile göçebe artık.
Bir duvarın dibinde dinlenirim,
Ama ait değilim hiçbir anlık.
Kendi halimde yürürüm yine,
Dünya ne fısıldarsa fısıldasın.
Ben gökyüzüne bakarım sessizce,
Ve yol beni nereye çağırırsa oraya akarım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder